Duygular ihtiyaçların işaretidir
Duygular bir ihtiyaç işaretidir. Öncelikle bunu hatırlamak önemlidir. Hem çocuklar hem yetişkinler, bir duygu ifadesi gösterdiklerinde aslında bir fiziksel, ilişkisel, sosyal bir ihtiyaçlarına işaret etmektedirler. Örneğin öfkelenen biri sınırlarının ihlal edildiğine, üzülen biri bir kayıp yaşadığını anlatmaya çalışabilir. Dolayısıyla ebeveynler için çocuklarının hissettikleri duyguların bir ihtiyaç göstergesi olduğunu bilmeleri önemlidir. Ama çocuklar bunu çoğu kez kelimelerle değil sözsüz ifadelerle yapabilir. Bu nedenle “Sen oyuncağını kaybetmene üzülmüşsün.”, “Arkadaşın seni oyuna almadığı için kızmışsın.” gibi ifadeler çocukların duyguları tanımlamalarına yardımcı olur.
Yetişkin ve çocukların dünyalarındaki en temel farklardan biri duyguları algılamaları, değerlendirmeleridir. Okulöncesi dönemdeki çocukların, diğer insanların yüz ifadelerinden, sözsüz mesajlarından duyguları anlama becerileri oldukça yüksektir. Yetişkinlerse duyguları anlamak için sözel mesajları, açıklamaları da dikkate alırlar. Bu durum okulöncesi dönemde çocuklarının duygusal okuryazarlıklarını geliştirmeleri için önemli bir başlangıç noktasıdır.
Duyguları açıklamak, tanımlamak gerekir
Çocuklar duyguları erken yaşlarda sezgileriyle, sözel olmayan ifadelere bakarak anlayabilirler. Kelimeleri sonradan öğreniriz ve etkili, işlevsel olması için zaman gerekir. Bu nedenle ebeveyn olarak sizin duygularınızı açıklamanız çok önemlidir. Yani hissettiğiniz duygunun ne olduğunu, neden öyle hissettiğinizi, ihtiyacınızın ne olduğunu açıklamanız çocuk için bir öğrenme deneyimi olacaktır. Eğer çocuğunuza “Şu an kızgınım, çünkü trafikte çok fazla zaman kaybettim.” dediğinizde çocuğunuz sizin yüzünüzdeki öfkenin nedenini anlayabilecektir. Bu önemlidir zira çocuklar duyguyu fark etmekte beceriklidirler ancak ebeveyninin yaşadığı duygunun çoğu kez kendisiyle ilgili olabileceğine ilişkin bir yanılgıya kapılabilirler. Yani sizin öfkenizin onun yaptığı bir şeyden dolayı olduğunu düşünebilirler.
Duygular yanlış-doğru, iyi-kötü değildir
Her duygu susamak, acıkmak, üşümek kadar doğaldır. Hatta bunları da bir his, duygu olarak kabul edebiliriz. Dolayısıyla birine öfkelenmek, birinden, bir şeyden korkmak, üzülmek, sevinmek, kıskanmak, özlemek, endişelenmek son derece doğaldır. Ancak ve ancak duygu sonrasında ulaştığınız düşünce ve yaptığınız davranış doğru ya da yanlış olabilir. Örneğin bir çocuk kardeşini kıskanabilir. Ama bu duygunun ardından kendini değersiz, kardeşini rakip, ona verilen ilgili çalan biri olarak düşünürse, müdahale edilmesi gereken düşünce budur. Ayrıca kıskançlık sonrası kardeşine yaptığı davranışlar doğru ya da yanlıştır.
Ebeveyn olarak çocuğunuzun duygusunu kabul etmekle başlayabilirsiniz. Onu dinleyebilir ve duygusunu anlamlandırırken ister istemez (bir çocuk olduğu için) yaptığı çarpıtmaları düzeltebilirsiniz. Önce kabul edici bir dinleme, sonra herkesin bu duyguları hissedebileceği ve ardından o duyguya yol açan ihtiyacı giderecek müdahaleyi yapmak iyi bir müdahale yoludur. Somutlarsak, kardeşini kıskanan bir çocuğa “Kıskanma, biz seni de seviyoruz.” demek yerine onu dinleyebilirsiniz. Ayrıca, “Kardeşini kıskanıyorsun, onunla daha fazla ilgilendiğimizi düşündüğün için belki kızgınsın. Seninle eskisi kadar ilgilenmediğimizi düşünüyor olabilirsin. Gel bu sorunu çözmek için neler yapabileceğimizi konuşalım.” diyebilirsiniz.
Duygular zorla hissedilmez
Çocuklar her an bir ilişki içindedir ve ilişkide bulundukları insanlara karşı duygular hissederler. Okulöncesi dönemdeki çocuklar anlık sevgileri ve nefretleri dile getirirler. Çünkü çocuklukta duygular o an istediklerinin olup olmadığına bağlı olarak hızlıca değişir. Bu nedenle bir çocuğa “Birini sev ya da sevme.” demek anlamlı değildir. Çünkü çocuklar o kişiyle kurduğu ilişkiye bağlı olarak sevip sevmeme duygusunu hissederler. Yani o ilişki onlar için ne anlam ifade ediyorsa, nasıl bir alışveriş içinde iseler ona göre hissederler. Dolayısıyla bir çocuğa “Bak ne şirin kardeş, hadi sev onu.” ya da “Büyükanneni sevmelisin.” gibi ifadeler çocuğun dünyasında çok anlamlı olmaz. Kısaca ilişki nasıl gelişiyorsa çocuk ona uygun hisseder.
Duyguların çocukların dünyasında anlamlı ve işlevsel olabilmesi için yetişkinlerin de kendi duygularını kabul etmeleri gerekir.
Duygularınızın ve çocuklarınızın duygularının gösterdiği ihtiyaçları dikkate almanızı dileriz.



