Main Menu

Yeni Eklenenler

Bize Ulaşın

Çocuğunuzun odasını ayırırken…

Shares
Read Carefully

Terapist ve teorisyen J. Bowbly’in bağlanma kuramına göre ihtiyaçları zamanında ve tutarlı bir şekilde karşılanan bebekler kendilerine ve dış dünyaya ilişkin olumlu bir benlik algısı geliştirirler. Yani bebeklerin anne babalarının varlığı ve sevgisini yakından hissetmesi; ihtiyaçlarının hızlı bir şekilde giderilmesi bebeğin temel güven duygusunun gelişmesine katkıda bulunur. Çocukların kendi odalarında uyuyabilmeleri gelişimleri açısından önemlidir. Ancak odaların ayrılması ve zamanlama ile ilgili farklı görüşler mevcuttur.

Uyku alışkanlıklarını şekillendirirken pek çok şey önem kazanır. Çocuğunuzun odasını ayırma konusu en başta çocuğun güven ihtiyacının ne kadar karşılanmış, güven kovası diyelim ne kadar dolmuş olduğuna, aile yapınıza, sizin ve çocuğunuzun uyku alışkanlıklarına, evinizin fiziki şartlarına göre düşünülmesi gereken bir konudur. Evin fiziki şartlarından tutun, çocuğun ve anne babanın mizacı, güven ihtiyacı, anne babanın geçmiş uyku tecrübeleri, anne ve babanın çalışma koşullarına kadar detaylı bir şekilde değerlendirilmesi gereken bir konu için keskin çizgiler belirlemek bana çok sınırlayıcı geliyor. Bu konu da da yaklaşımım farklı görüşleri paylaşarak kararı ebeveyn-çocuk özelinde sizlere bırakmaktır. Bazı görüşler, bebeğin beslenmesi ile ilgili gereksinimlerini dikkate alarak, bebeklerin ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslendiği; daha sonrasında ek gıdalara geçirildiği varsayılırsa altıncı aydan sonra bebeğin kendi odasında uyuma alışkanlığını kazanmasını önermektedir. Bu yaklaşıma göre bebeğiniz hâlâ sizlerle uyuyorsa 12. aydan itibaren odasının ayrılması gelişimsel açıdan önerilmektedir.

Diğer yaklaşımlar ise çocuk için uygun şartların sağlanmasını önemsemektedir. İster bir bebek yatağı olsun ister anne baba yanı yatağı, her bebeğin kendine ait bir uyku alanı olması ve bu alanda uyuması önemlidir. Çocuğunuzla odanızı ayırıp ayırmamaya karar verirken kendinize sorabileceğiniz bazı sorular var. Mesela çocuğunuzun genel olarak güven ihtiyacı karşılanmış durumda mı? Aynı odada/yatakta kaç yaşa kadar beraber uyumayı kabul edebilirsiniz? Çocuğunuzun algısı beraber uyuma alışkanlığınızdan nasıl etkilenir? Çocuğunuzun odanızda ya da yatağınızda yatması evlilik ilişkinizi olumlu/olumsuz ne kadar etkiliyor? Bu soruların cevaplarını etraflıca düşündükten sonra odaları ayırmadan önce hem kendiniz hem de çocuğunuz için bazı koşulları değerlendirmeniz önem kazanır. Gelelim bu koşulların ne olduğuna. Hem çocuğunuzun hem de sizin sakin ve huzurlu olduğu bir dönem olmasına özen gösterin. Örneğin çocuğunuz ateşliyse, diş çıkarma aşamasındaysa, kreşe yeni başladıysa ya da eve kardeş geldiyse bir süre daha bu konuyu erteleyebilirsiniz. Ya da siz dönem itibariyle sakin ve huzurlu değilseniz, çok uykusuzsanız kendinize biraz zaman kazandırabilirsiniz. Eğer çocuğunuz sizinle aynı yatakta yatıyorsa kademeli geçiş yapmanız iyi bir fikir olabilir. Önce yatakları sonra odayı ayırabilirsiniz. Hatta önce gündüz uykularına kendi yatağında dalabilir. Sonrasında gece uykularını da yatağında yapmasını destekleyerek geçiş sürecini kolaydan zora doğru tamamlayabilirsiniz.

Ayrıca çocuğunuzun kendi odasını benimsemesi için yapabilecekleriniz var. Eğer bebeklik dönemini geçmişse, eşya seçiminde seçenekleri daraltmak suretiyle bazı şeyleri onun seçmesini ve yerleştirmesini sağlayabilirsiniz. Gündüz saatleri odasında vakit geçirebilirsiniz.

Elbette çocuğunuzun kendi odasına geçiş aşamasından sonra da dikkat etmenizi önereceğim bazı konular var. Çocuğunuzu ağladığı zaman “Aman bırakayım alışır” bakış açısıyla lütfen yalnız bırakmayın. Evet doğru çocuğunuz ağladığında yalnız bırakırsanız ağlaması zamanla kesilir ancak kendini güvende hissettiği için değil, çaresizliği öğrendiği ve kimsenin gelmeyeceğini kabul ettiği için olur bu. O yüzden ağlamalarını kesinlikle karşılıksız bırakmamanızı öneririm. Tutarlı olmanız ve size ihtiyacı olduğu her an, korktuğunda ona destek olmanız, yanında olmanız çok önem taşır. Ağladığında ya da korktuğunda “Korkacak bir şey yok”, “Niye ağlıyorsun, ağlamana gerek yok” demek yerine, “Ben burdayım, yanındayım, güvendesin, seni korurum” diyebilirsiniz. “Anne korur, baba korur” cümleleri havada uçuşsun ve tabii ki sadece cümleleri söylemek değil içini mutlaka doldurmak değerli. Çocuğunuzun güven ihtiyacını görüp, sakin ve tutarlı kalarak destek olmak bir süre sonra çocuğunuzun sizden daha kolay ve güvende hissederek ayrılmasını sağlayacak emekleriniz yerini bulacaktır. Sizin için mantıksız, anlamsız gelen bir çok şeyin çocuğunuz için çok zorlayıcı olabileceğini sık sık hatırlamak iyi bir fikirdir. Ve bu süreçte, çocuğunuzu ve başka aileleri kendinizle kıyaslamaktan lütfen uzak durun. Her çocuk ve aile biricik. Sizler eşsizsiniz. Yaşam boyu sürecek bir ebeveynlik yolculuğunda en büyük şefkati kendinize göstermeniz dileğiyle.

 

Yazan: Emel Hoca Nacar,

Klinik Psikoloji Yüksek Lisans, Eğitimci, Ebeveyn Danışmanı

Leave a reply

Haber Bülteni

Bültenimize kayıt olun ve bizden haberdar olun.

Kayıt olarak Yasal Metnimizi kabul etmiş sayılırsınız.

Top