Main Menu

Yeni Eklenenler

Ebeveynin işlevi

3 Aralık, 2019

Çocuklar ve korkuları

2 Aralık, 2019

Bize Ulaşın

Yenidoğan dönemindeki ilk değişimler ve sık rastlanan problemler

Shares
Read Carefully
Doğum süreci bebeğin çok kısa bir süre içinde dış ortama uyum sağlamasını gerektirir.

Örneğin anne karnında görev yapmayan ve tamamen kanla dolu olan akciğerler ilk nefesle hava dolar ve plasentanın görevden çıkmasıyla birlikte oksijen-karbondioksit değişimini üstlenir. Göbek kordonunun kesilmesiyle dolaşım değişir. Bebeğin cilt rengi, kalp atım sayısı, solunumu, kas tonusu, uyaranlara yanıtı değerlendirilerek adaptasyonu skorlanır (APGAR skoru). Bu skorlama birinci ve beşinci dakikalarda tekrarlanarak bebeğin dış ortama uyumu değerlendirilir. Anne karnından çıkan bebek iyice kurulandıktan sonra anne uygunsa kısa süre anne vücuduyla, göğsüyle temas ettirilir. Daha sonra giydirilir. Başı vücuduna oranla büyük olduğundan (erişkin baş/vücut oranı 1/8-1/10 iken bebeklerde yaklaşık 1/4’tür) şapka takılır. Anne hazır olur olmaz emmesi sağlanır.

Dikkat edilmesi gereken konular:

Nefes alış verişteki düzensizlik geçici

Bu kadar hızlı ve farklı bir adaptasyon sürecinden sonra dört hafta süreli ve kendine özgü değişikliklerle dolu “yenidoğan” süreci başlar. Örneğin yenidoğan bebeklerin nefes alış verişi düzensizdir. Bu özellikle uykuda belirginleşir. Bazen sık alınan nefesler sonrası uzunca bir nefes almama periyodu olabilir. Periyodik solunum denilen bu düzensizlik, bebeğiniz büyüdükçe düzelecektir. Bazen gırtlak kıkırdağı yumuşak olduğu için her nefes alış sırasında ötme olabilir.

Burnunu mutlaka açık tutun

Yine yenidoğanların burunları çok küçük olduğu için çok az miktarda salgı bile burun tıkanıklığı ve hırıltı sebebi olabilir. Yenidoğan bebekler ağızdan nefes almayı tercih etmez. Bu nedenle hapşırarak tıkalı burnunu açmaya çalışır. Siz de özellikle emzirme öncesi bebeğinizin burnunu serum fizyolojikle temizleyip -gerek varsa burun aspiratörü kullanarak- açabilirseniz bebeğinizin daha rahat emmesini sağlarsınız. Çünkü bebekler bir yandan burundan nefes alırken bir yandan da ağızdan emerler. Burun tıkanıklığı bebeğinizin emmeyi sık sık bırakıp ağızdan nefes almasına ve hava yutmasına neden olur.

Göbek kordonunu düşene kadar takip edin

Yenidoğan bebeğin anneyle bağlantısını sağlayan göbek kordonu doğum sırasında kesildiği için göbekte bebeğe ait kordon parçasının düşene kadar takip edilmesi gerekir. Daha önce göbeğe %70’lik alkol veya Batikon gibi solüsyonlarla sabah akşam bakım uygulanırdı. Yeni ekol göbeğe hiçbir şey sürmeden kurumasını beklemektir. Vücudumuzda karaciğerde yapılan pıhtılaşma faktörlerinin sentezi için K vitaminine ihtiyaç vardır. Bu vitamini bizler için sindirim sistemimizdeki flora bakterileri sentezler. Yenidoğanlarda flora sistemi yetersiz olduğu için tüm bebeklere doğumda 1 mg K vitamini verilir. Bazı bebeklerde bu doz yetersiz kalabilir ve göbekten kanama olabilir. Bu durumda mutlaka doktorunuzla görüşmelisiniz. Bebeğinizin kanama eğilimi yaratan bir hastalığı (Hemofili vb.) olup olmadığı değerlendirilir ve gerekirse K vitamini dozu tekrarlanır.

Yine bazen göbek düştükten sonra yerinde bir artık doku kalabilir ve bebeğin giysilerine sarı -şeffaf bir sürüntü yapabilir. Bu durumda da doktorunuz gerekli görürse göbeğe gümüş nitrat uygulayarak bu granülomu kurutabilir.

Göbek fırıkları 3 yaşına kadar kaybolur

Bebeğinizin ilk 24 saatte yaptığı kaka siyah renkte ve yapışkan kıvamlıdır. Beslenme başladıktan sonra kaka önce yeşil, sonra altın sarısı renkte, yer yer pütürlü ve oldukça sulu anne sütü kakasına dönüşür. Bebekler her emme sonrası kaka yapabildiği gibi bazen kaka yapma periyodu 5-6 güne dek uzayabilir. Göbekte karın kaslarının zayıf olmasına bağlı göbek fıtığı olabilir. Göbek fıtıklarının tamama yakını 2-3 yaşına dek karın kaslarının güçlenmesiyle kaybolur. Kasık fıtıkları cerrahi tedavi gerektirir. Erkek bebeklerin testis torbalarında su birikmesi (hidrosel) görülebilir. Testisler tek veya çift taraflı testis torbasına inmemiş olabilir. Eğer testisler kanal ağzında veya daha yukarda ele geliyorsa 6 aya dek beklenebilir. Ele gelmiyorsa ileri tetkik gerektirir.

Bebeğinizin ten rengi

Normal yenidoğanın rengi pembedir. Vücutları aynı zamanda mikroplara karşı koruyucu özelliği de olan, vernix kazeoza dediğimiz beyaz kremimsi bir maddeyle kaplıdır. Erken doğan bebekler deri daha ince olduğu ve derialtı yağdokusu az olduğu için daha kırmızı görünebilirler. El ve ayak uçları, ağız çevresi ilk 48 saatte hafif mor olabilir.

Şişlik, ben, döküntü ve lekeler

Yenidoğanın göz kapaklarında, yüzünde ve el-ayak sırtında hafif şişlik olabilir. Bu şişlik (ödem) ilk 7-10 gün içinde gerçekleşen “fizyolojik” tartı kaybı sonrası kaybolur. Eğer bebek anne karnında uzun süre kalmışsa (41-42 hafta) rahim içindeki sıvı azaldığı için deride kuru-buruşuk bir görüntü olabilir. Gözkapaklarında, ensede ve gövdede damar benleri (hemanjiom) olabilir. Genellikle bir yaş civarı kaybolurlar. Deriden kabarık olanlarını daha yakın izlemek, yerlerini ve büyüklüklerini not etmek uygun olur. Özellikle sırtta, kalçada, kuyruk sokumunda gri-mor renkte, kenarları belirgin yama tarzı döküntüler olabilir. Bunlara Mongol lekesi denir. Genellikle esmer çocuklarda olur. Cilde rengini veren hücrelerin gruplaşması olarak kabul edilir. 1-1,5 yaşa doğru yayılarak kaybolur.

Tüylenme ve sivilceler

Özellikle erken doğan bebeklerde sırtta, omuz başlarında tüylenmeler olabilir. Zamanla dökülürler. Doğumu geç olan bebeklerin tırnakları anne karnında uzamış olarak doğabilirler. Yenidoğanların %40’ında yüzde, burun üzerinde toplu iğne başı büyüklüğünde, inci renginde döküntüler olur. Milia olarak adlandırılır, keratin artığıdır. Tedaviye ihtiyaç göstermez. Birkaç haftada kendiliğinden kaybolur. Anneden geçen hormonların etkisiyle yanaklarda, çenede akneiform sivilceler olabilir. Genellikle tedavi gerektirmez.

Cilt soyulması ve saç dükülmesi

Hayatın ilk günlerinde ortası beyaz etrafı kırmızı (ısırık gibi), 5-6 mm çapında, yer değiştirebilen cilt döküntüleri olur. Eritema toksikum neonatarum adı verilen bu döküntüler tedavi gerektirmez. İlk 1-2 haftada kendiliğinden kaybolur. Anne karnında su içinde oldukları için tüm yenidoğan bebeklerin ciltleri ilk hafta içinde bazen pul pul, bazen tabakalar halinde soyulur; saçları dökülebilir.

Gözyaşı kanalı ve çapaklanma

Gözyaşı bezimiz gözümüzün üst iç yanında kemik bir yuvada yer alır. Gözyaşı buradan ince bir kanalla göze, oradan da diğer bir ince kanalla buruna boşalır. Gözden buruna yaş götüren kanalın alt ucu tek veya iki taraflı tıkalı veya dar olabilir. Kanal tıkanıklığı olan gözde yaşarma ve sık çapaklanma görülebilir. Tedavide göz pınarından buruna doğru küçük parmakla, özellikle emzirme sırasında masaj yapılır ve burun serum fizyolojikle temizlenerek açık tutulur. Gözyaşı kanalı çoğunlukla müdahale gerekmeden kendiliğinden açılır. Dokuz aya dek açılmamışsa bir göz doktoruna danışılarak basınçlı su ile lavaj veya nadiren silikon tüp takma operasyonu uygulanır.

Konak

Bebeğin cildi yağlı ise saçlı deride, kaşlarda sarı-turuncu kabuklanmalara sebep olan konak (sebore) görülebilir. Tedavide saçlı deriye zeytin yağı veya badem yağı sürüp 1-2 saat beklettikten sonra yumuşak tüylü bebe fırçasıyla fırçalamak ve sonrasında yıkamak önerilir.

İsilik

Bebek çok fazla giydirilir veya ortam çok sıcak olursa boyun katlarının arası, kulak arkası, kasıklar gibi terleyen bölgelerde toplu iğne başı kadar küçük, içleri terle dolu retansiyon kistleri oluşabilir. Halk arasında bu tip döküntülere isilik adı verilir. Çözümünde bebeğe hafif, geniş, pamuklu giysiler giydirmek; ortam sıcaklığını ayarlamak (22-23 derece arası önerilir) ve bebeği sık yıkamak yardımcı olur.

Pamukçuk

Bebeklerin ağız içinde, yanak içi, dil üzeri ve damaklarında beyaz, peynirimsi yapılar görebilirsiniz. Halk arasında pamukçuk adı verilen bu tablo bir tür mantar infeksiyonudur. Tedavisinde doktorunuzun önereceği mantar öldürücü solüsyonlar kullanılır. Pamukçuğu yapan mantar özlü olup dile ve yanak içlerine yapışacağından, ilacı ağza uygulamadan önce ılık suya batırılmış gazlı bez veya tülbentle hafif kazıyıp temizlemek gerekir. Anne göğsünde eş zamanlı kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyet varsa anne göğsüne de mantar öldürücü krem önerilir. Üst dudağın ortasında emme sırasındaki sürtünmeye bağlı baloncuk görülebilir. Bu baloncuk bebeğin canını acıtmaz ve tedavi gerektirmez.

Reflü

Yenidoğan bebeklerde yemek borusuyla mide arasındaki kapağın gevşekliğine bağlı mideden yukarı doğru geri kaçışlar olur. Reflü olarak adlandırılan bu tablo bebeğin kilo alımını etkilemiyorsa sadece izlenir. Genelde 1-1,5 yaşa dek kendiliğinden düzelir. Eğer kilo alımı etkileniyorsa doktorunuz ilaç başlanmasını önerebilir.

Yenidoğan sarılığı

Nedir?:

Sarılık kanda bulunan bilirübin dediğimiz maddenin çeşitli nedenlerle (mikrobik, metabolik vb.) yükselerek gözlerin beyazının ve cildin sararması halidir. Sağlıklı ve zamanında doğan bebeklerin yaklaşık 2/3’ünde yaşamın ilk haftasında sarılık görülebilir. Bu sarılık genelde “fizyolojik” sarılık dediğimiz ve tedavi gerektirmeyen, kalıcı sorun bırakmayan bir tablodur.

Sarılığı yapan bilirübin dediğimiz maddeyi kanımızdan karaciğerimiz temizler. Bir proteinle bağlayarak safrayla bağırsağa atılmasını sağlar. Yenidoğanlarda bu sistem göreve biraz geç başladığı için 48 saatten sonra farkedilen bir sarılık hali ortaya çıkabilir. Sarılık önce gözlerin beyazında başlar, daha sonra cilde yayılır. Bilirubin kanda çok yüksek değerlere ulaşırsa (25-30 mg/dl) beyinde bazı bölgelere yerleşerek kalıcı hasar oluşturabilir. Bilirubin değerlerinin bu kadar yükselmesi fizyolojik sarılıkta beklenmez. Bu nedenle bebeğimizde fizyolojik sarılık dışındaki sarılık nedenlerine karşı tetikte olmalıyız.

Nedeneleri nelerdir?:

Hızla karar verilmesi gereken patolojik sarılık nedenlerinden biri karaciğer içi veya dışı safra yolları problemleriyle safranın bağırsağa boşaltılamadığı sarılıklardır. Karaciğerde biriken safra karaciğer hücrelerine zarar verebileceği için mümkün olan en kısa sürede tanı konması ve mümkünse cerrahi düzeltme yapılması gerekir. Bu tip sarılıklarda en erken fark edilebilecek bulgu safra bağırsağa akamadığı için kakanın renksiz (beyaz veya krem rengi) olmasıdır.

Bir başka patolojik sarılık nedeni anne ile bebek kan grubu uyuşmazlığıdır.

O grubu insanlarda anti-A ve anti-B antikorları bulunur. Anne 0 grubu ise bu annenin serumu bebeğinin A ve B grubu kırmızı kan hücrelerini parçalar ve açığa bilirübin çıkar. Sarılık oluşur. Rh negatif kan grubu olan yani Rh proteinini taşımayan anneler daha önceki gebelik, hatalı kan nakli vb. nedenlerle Rh proteini ile karşılaşırlarsa anti-Rh antikoru üretirler. Bu antikor bebek eğer Rh + ise yani kan hücrelerinin üzerinde Rh proteinini taşıyorsa bebeğin eritrositlerini parçalar. Rh negatif annelere bu nedenle gebelik varlığında annenin bebekten geçebilecek Rh proteiniyle duyarlaşmasını önlemek için anti-Rh iğnesi yapılır.

Glukoz 6 fosfat dehidrojenaz, pirüvat klinaz gibi enzim eksiklikleri (bu enzimler kırmızı kan hücrelerinin şeklinin korunmasında görev alır), bazı metabolik hastalıklar (galaktozemi, tirozinemi vb.), hipatirpidi, erken doğum da patolojik sarılık nedeni olabilir.

Anne sütü alan bebeklerde anne sütünde bulunan Pregnantriol isimli bir hormon yıkım ürünü bağırsağa bilirübinle aynı taşıyıcı molekül tarafından atıldığından sarılık uzun sürebilir. “Anne sütü sarılığı” adı verilen bu tablo tedavi gerektirmez.

Nasıl tedavi edilir?:

Sarılığın tedavisinde fototerapi uygulanır. Fototerapi belli dalga boyunda mor ışığın cilde uygulanarak bilirübini suda erir hale getirip idrarla attırması esasına dayanır. Bebek beziyle yatırılıp gözüne ışıktan koruyucu bant takılır. Bilirübin ciltten bilirübinometreyle veya topuktan alınan kan örnekleriyle takip edilir. Bilirübin değerlerinin çok yükselmesi durumunda yapılan kan değişimi tedavisi; risk faktörlerinin erken saptanması ve modern fototerapi tekniklerinin uygulanması sayesinde artık hemen hiç yapılmamaktadır.

Sarılığın ilk 24 saatte başlaması, bebeğin hasta, erken doğmuş ya da düşük doğum ağırlıklı olması, bilirübin değerlerinin günde 5 mg’dan fazla artması, bilirübin değerlerinin bebeğin haftasına ve kilosuna-doğum sonrası kaç günlük olduğuna göre hazırlanan tablolarda üst sınırı aşması, zamanında doğanlarda iki, erken doğanlarda üç haftadan uzun sürmesi, kakanın beyaz idrarın çok koyu renkte olması ileri değerlendirme ve tedavi gerektirir.

Yazan:

Dr. Gülay Kara, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Muayenehane Hekimi

Leave a reply

Yeni Eklenenler

Ebeveynin işlevi

3 Aralık, 2019

Çocuklar ve korkuları

2 Aralık, 2019

Haber Bülteni

Bültenimize kayıt olun ve bizden haberdar olun.

Kayıt olarak Yasal Metnimizi kabul etmiş sayılırsınız.

Top