Main Menu

Yeni Eklenenler

Bize Ulaşın

Anne baba ile birlikte uyuma arzusu ve “hayır” diyebilmek…

Paylaşım
Dikkatli Okuyun
Çocuklarda uyku problemleri arasında en sık karşılaştığımız durumlardan biri anne babayla uyuma isteğidir.

Bu istek, çoğunlukla bebeklik döneminden itibaren oluşturulamamış bir uyku düzeninin sonucudur. Bazen boşanma veya hastalık sonucu sonradan da gelişebilmektedir. Ebeveynlerden biri veya her ikisinin de çocukla birlikte uyuduğu durumlar, bazen ergenlik dönemine kadar uzayabilmektedir.

Doğumdan sonraki kısa süre içinde bebeğin kendi yatağında ve kendi odasında uyumaya alıştırılması oldukça önemlidir. (Eğer okumadıysanız “Montessori felsefesine göre oda düzenlemeleri”ne ilişkin makale dizimizi okumanızı öneririz. Bu makalelerde bebeklerin ve çocukların bağımsız uyumaları ve hareket edebilmeleri için odalarını ne şekilde düzenlemeniz gerektiğine dair pek çok ipucu bulabilirsiniz.) Anne-babaya bağımlılığın ortadan kalkmasında ve çocuğunuzun bireyselleşebilmesinde tek başına uyuyabilmesi oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalar, sürekli anne babayla uyuyan çocuklarda özgüvenin ve bireyselleşmenin olumsuz etkilendiğini göstermektedir. Bunun yanında kalabalık bir yatakta yatan bir çocuğun sağlıklı uyku uyuması da oldukça zordur. Sürekli çocuklarıyla uyumak, ebeveynlerin çift ilişkisini de olumsuz yönde etkilenebilmektedir.

Aileler çoğunlukla sağlıklı bir uyku alışkanlığının zamanla kendiliğinden oluşacağına inanarak, kararlı bir şeklide adım atmakta geç kalır. Ancak, uyku düzeni, yemek yeme veya tuvalet eğitimi gibi, ebeveynlerin çocuklarına kazandırması gereken önemli alışkanlıklardan biridir.

Çocuğunuzun sizinle birlikte uyuma arzusunun farklı sebepleri olabilir.

Bağımlılık, korkular, yalnızlık hissi ve farklı psikolojik sebeplerle sizinle yatmak isteyebilir ve siz de bir süreliğine sizinle yatmasına izin vererek bu problemlerde çocuğunuza yardımcı olduğunuzu düşünebilirsiniz. Pek çok anne baba için çocuklarının yanlarında olması, onlara sarılmak, koklamak da ayrı bir keyiftir. Ancak genelde bu süre başladıktan sonra uzar gider ve bu şekilde başlayan yalnız yatamama ileriki yaşlara kadar devam eder. Bu kez da farklı gelişimsel ve psikolojik problemlere yol açmaya başlar. Bazen sebepler psikiyatrik/nörolojk de olabilir (gözü açık uyuma vb.); önemli olan çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz ve farklı bir durum olduğu düşünceniz varsa bir uzmana danışmanızdır.

Bebeklerimiz bir yaşını doldurduktan sonra,  yaklaşık 15 aydan itibaren, annelerinin “ayrı bir insan” olduklarının, kendilerinin ise farklı bir birey olduklarının bilincine varmaya başlarlar. Bazı çocuklar bu süreci daha zor atlatır ve üzüntü, huzursuzluk ve kızgınlık duyabilirler. Bunlar anne ile ayrılma sancılarından biridir. Bu sebeple 7 ve 9. aylarda yaşadıkları “başka insanları yabancılama” kaygılarını 17-18. aylarda tekrar yaşayabilir ve 1.5-2 yaş arasında anneye daha fazla bağlanabilir ve daha isyankar olabilirler. Bu dönemde yalnız uyuyamama, uykuya dalma sıkıntıları baş gösterebilir.

Montessori öğretilerinde en çok tekrarlanan konulardan biri çocuklarımızın birer birey olarak büyüyebilme ve yeteneklerini geliştirebilme kapasiteleri olduğuna inanmamız ve güvenmemiz gerektiğidir. Dr. Maria Montessori’ye göre çocuklarımızın bu kapasitelerini fark ederek yeteneklerini geliştirebilecekleri ortamlar yaratmak ve onları bu güvenli ortamlarda özgür bırakarak kendilerini inşa etmelerine izin vermek çok önemlidir. Ancak bu şekilde potansiyellerine ulaşabilmeleri mümkün olabilmektedir. Hazır çevre olarak isimlendirilen bu ortamların önemli bir parçası da uyku düzeninin de içinde olduğu rutinleri, çocuğun yatağı, odası ve yaşam alanlarının düzenlenmesi ile ilişkilidir. Çocuğun tek başına uyuyabilmesi, uyandığında yatağını kendi başına düzeltebilmesi, tek başına zaman geçirebilmesi ve kendi kendine yetebilmesi, özgüveni ve duygusal zekasının gelişmesi açısından gereklidir.

Hayır demek doğru mudur?

Çocuklarımıza “hayır” demek çoğunlukla zordur. Hepimiz çocuklarımızla olumlu ilişkiler yaşamayı arzularız. Ancak çocuklarımızın sınırlara ve yönlendirmelere ihtiyaçları vardır. Bazen “hayır” demenin çocuklarımızın iyiliği için olduğunu ve aslında onlara iyi geleceğini unutmamamız gerekir. Çocuklarımızla ilişkimizde rol karmaşası yaratmamız gerekir ki herkes rolünü, gücünü ve etkinliğini bilsin. Bu rolleri bilmek çocuklarımızda kendi sınırlarını öğrenmeyi ve güven geliştirmeyi sağlar. Bir çocuğun kişilik sınırlarını geliştirebilmesi açısından kendisini koruyan, yönlendiren ve ona güven veren ebeveynlere ihtiyacı vardır. Çocuklarımıza gerektiğinde “hayır” diyebilmeliyiz. Gerekirse “hayır” demeyi bilir ancak bunun sebeplerini çocuklarımıza güzelce açıklarsak sağlıklı bir iletişimin temelini atmış oluruz.

Yazan ve Derleyen:

Funda Güngör Akpınar, Montessori Eğitmeni, Association Montessori Internationale
Özel Mutlu Panda Montessori Anaokulu Kurucusu

Yorum yapın

Haber Bülteni

Bültenimize kayıt olun ve bizden haberdar olun.

Kayıt olarak Yasal Metnimizi kabul etmiş sayılırsınız.

Top