Hamilelik döneminde istirahat, dinlenme ve uyku

Önemli Noktalar

Gebelik dönemi belki de yaşamınızda en çok istirahat ve uykuya ihtiyaç duyduğunuz dönemdir. Gebeliğin erken dönemlerinde, salgılanan hormonların etkisiyle ortaya çıkan yorgunluk hissi sizi ister istemez istirahat etmeye zorlayacaktır. Gebelik ilerledikçe bu yorgunluk hissi ortadan kalkmış olsa bile bedeninizin ihtiyacı olan istirahat ve uykuya gereken önemi vermeye devam edin. İşiniz gün boyunca sık sık ayakta kalmayı gerektiriyorsa fırsat buldukça oturun, ayaklarınızı hafifçe yükseltin ve gözlerinizi kapayarak istirahat edin. İşiniz gün boyunca oturmayı gerektiriyorsa, dolaşımınızın yavaşlamasını engellemek için iki saatte bir en az 10 dakika boyunca kalkıp yürüyün. Uyku esnasında vücudunuz sizi zaten otomatikolarak kendisi için en uygun pozisyona alacaktır. İstirahat dönemlerinde ise sol yana yatar pozisyon almak dolaşım sisteminizi rahatlamada faydalı olabilir.
Sol yana atarak istirahat esnasında şekildeki gibi bir yastık faydalı olabilir.
Gebelik döneminde her gün en az 8 saat uyumaya özen gösterin. Özellikle hamiileliğin ilk aylarında vücudunuza önceden olan “uyku borçlarınızın tahsil edilmesi” amacıyla kendinizi sürekli bir uyuklama halinde bulabilirsiniz ve bu bazen erken gebelik döneminin tek belirtisi olabilir. Gebelik ilerledikçe ve özellikle de hamileliğin son haftalarında bu kez emzirme döneminizdeki uykusuzluğunuza (ikişer saatlik emzirme seansları!) bir anlamda antrenman olsun diye gece uykuya dalmakta zorlanabilirsiniz. Gebelik döneminde tansiyonunuz yatar pozisyondan doğrulurken, ya da oturur pozisyondan ayağa kalkarken düşme eğilimindedir. Tansiyon düşmesi de baş dönmesi ve daha ileri aşamalarda bayılma hissi oluşmasına neden olabilir. Bayılma hissi kısa sürede kendiliğinden ortadan kalkar.. Bu tür ani tansiyon düşmelerine özellikle gebeliğin ikinci üç aylık döneminde nispeten sık rastlanır ve bebek sağlığı açısından sorun teşkil etmezler. Ortostatik hipotansiyon adı verilen bu durumu önlemek için yatağınızdan aşağıdaki resimlerde gördüğünüz şekilde kalkın. 1-Yana dönün 2-Dizlerinizi bükün ve kollarınızı kullanarak yatakta doğrulun 3-Önce ayaklarınızı yataktan aşağı sarkıtın​ 4-Bir süre doğrulmuş pozisyonda kalın ve ellerinizi yanlara koyun 5-Öne doğru eğilin 6-Bacak kaslarınızı kullanarak doğrulun Hamilelik dönemi, doğum ve doğum sonrası ile ilgili ayrıntılı bilgiler içeren bu bölümümüz Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmaktadır.

Çocuk Gelişim Uzmanınız Kidokit

İlginizi çekebilecek diğer İçerikler

4. Hafta Hamilelik

Sizden ve eşinizden gelen hücrelerin “tek vücutta birleşmesi” sonucu oluşan yeni canlı, yani bebeğiniz sizin ve eşinizin genlerinin harmanlanmasıyla oluşmuş, yani hem sizden hem de

Büyüme ve gelişimin izlenmesi

Önemli Noktalar Büyüme sürecinde başta genetik faktörler olmak üzere hormonlar, dokulara özgü büyüme faktörleri, beslenme, iç ve dış ortam faktörleri etkili olur. Çocukta sağlık durumunu

Alternatif okullar

Önemli Noktalar Alternatif eğitim bireysel farklılıklara değer verirler ve alternatif okullar yaşarak ve deneyimleyerek öğrenme sürecine dayanırlar. Montessori yaklaşımı ise çocuk merkezli alternatif bir eğitim

20. Hafta gelişim

Merhaba! Kidokit’le haftalık buluşmamıza hoş geldiniz. Birçoğunuz şu aralar artık işe dönmeye hazırlanıyor olabilirsiniz. İş ve bebeğiniz/aileniz arasında bir denge kurmak önceleri zor olabilir. Çalışma

29. Hafta gelişim

Kidokit’le haftalık buluşmamıza hoş geldiniz. Bu aralar diş çıkartma sebebiyle yeni bazı zorluklarınız olabilir. Kaşınma, ateşlenme, uykusuzluk vb. derken özellikle çalışan anneler için bu dönem

Uyku ve yemekte düzen ihtiyacı

Önemli Noktalar 0-6 yaşta, özellikle de 0-3 yaşta, düzen çocuklarımız için çok önemlidir. Hayatlarında düzenin olması çocuklarımızı rahatlatır ve çevrelerine daha rahat güvenerek adapte olabilmelerini

0-6 yaş neden önemli?

Beyin gelişiminin 5 yaşından önce %90’ı, 5 yaşından sonra ise sadece %10’u gerçekleşir, dolayısıyla bu süreç çocuğunuzun gelişimi için çok kritiktir. Duyu gelişiminden sosyal ilişkilere, duygusal kontrolden dil