Main Menu

Yeni Eklenenler

Bize Ulaşın

Çocuklarda bağımsızlığın önemi

Shares
Read Carefully
İnsanlar 100 milyar nöronla doğar ve nöronların her biri potansiyel özellikleriyle beraber gelirler. Bu potansiyellerin ortaya çıkabilmesi çocuklarımıza sağladığımız çevrede yeterince uyarı olup olmamasına bağlıdır.

Örneğin: Her insan dört ya da beş dil konuşabilme potansiyeliyle doğar. Ancak bu dilleri konuşmamız ancak çevremizde de bu dillerin konuşulması ve bizim de bir yolla bu dilleri duyarak algılamamız ve daha sonra öğrenmemiz ile olabilecektir. Bu uyarılara maruz kalmazsak normal olarak bu dilleri öğrenemeyiz. Uyarılardan kasıt tüm duyularımızla hissedebileceğimiz her şeydir. Duyduğumuz bir dil, dokunduğumuz bir yüzey, kokladığımız bir koku, bir işi yapmak için gösterdiğimiz çaba, bir işi yaparken birden fazla fonksiyonu bir arada kullanma ihtiyacımız vb. aldığımız farklı uyarılardır. Çevremizdeki insanlar, eşyalar, hava, ortam, kıyafetlerimiz vb. tüm değişkenler bizim ne kadar sağlıklı ya da sağlıksız uyarı ile karşılaşacağımızın (ya da en başta herhangi bir uyarı ile karşılaşıp karşılaşmayacağımızın) belirleyicileridir.

Dr. Maria Montessori çocuklarımızın potansiyellerinin açığa çıkabilmesi için ihtiyacımız olan temel 3 alanı şu şekilde aktarmaktadır:
  • Hazırlıklı bir çevre
  • Sınır ve sorumluluklarda özgürlük
  • Özgür olmak için bağımsızlık

Doğal gelişim, ardışık bağımsızlık seviyelerini kazanmak olarak tanımlanabilir. Bağımsızlık, ihtiyacı olan şeyi yapmak için başkasının yardımına ihtiyaç duymamaktır. Bu sayede insanın gerçek tabiatı, sınırlarını keşfetmesine imkan verecek bir şekilde açığa çıkabilir. Bağımsızlık bir fetihtir. Yetişkin olarak bizlerin görevi çocuklarımızın bağımsız olması için araçlar sağlamak, bağımsızlığını destekleyecek faaliyetler sunmaktır. Eğer bir yetişkin, çocuğun yapması gerekenleri kendisi yaparsa, çocuklarımız bağımsız olamaz.

Montessori felsefesinin yaratıcısı Dr. Maria Montessori şöyle der: “Büyümekte olan herhangi bir organizmaya yapılacak gereksiz bir yardım gelişimini saptıracaktır. Çocuk, yeni şeyler tecrübe ettikçe, daha fazla tekrar ettikçe ve görevlerinin üstesinden geldikçe daha bağımsız olacaktır.”

Çocuklarımıza bağımsızlıklarını kazandırabilmek onlar için yapabileceğimiz en güzel şeylerden biridir. Bağımsız olan çocuklar, işlerini kendi başlarına yapabilmenin hazzını hisseder ve kendi ayakları üzerinde durabilmenin güvenini yaşarlar. Özgüven çocuklarımız için başarının anahtarıdır.

Bağımsızlık:

– fizikseldir

– duygusaldır

– psikolojiktir

Bağımsızlık özgürlük, disiplin ve sorumlulukla ilgilidir. Bir çocuk ancak özgür olduğunda bağımsız olabilir ve ancak bağımsızsa özgür olabilir. Çocuk çevresini ne kadar güvenle keşfedebilirse, gelişimsel görevlerinin o kadar iyi bir şekilde üstesinden gelebilir ve bağımsızlık anlayışını genişletmeye destek verecek yeni becerileri oluşturabilir.

İnsanlarda bağımsız olma güdüsü o kadar güçlüdür ki bunu hiçbir şey durduramaz. Eğer ebeveynleri olarak çocuğunuzun bağımsızlığının önünde bir engel olursanız, çocuğunuz gelişim döngüsünden sapmaya başlar.

Çocuklara bağımsızlık vermek;

Onları bolluk içinde yaşatmak demek değildir. Çocuğunuza ve potansiyeline güvenmek demektir. Kendisine güvenildiğini hisseden çocuk, ebeveynini daha çok sevecektir ve en önemlisi kendisine olan güveni artacaktır. Çocuğun sıra dışı düşünme becerileri kazanması için bağımsız olması gerekir. 

Maria Montessori “Emici Zihin” adlı eserinde şunu belirtmektedir: “Çocuğun tabiatı doğrudan ve enerjik bir biçimde fonksiyonel bağımsızlığı hedeflemektedir. Gelişim daha da büyük bir bağımsızlığa doğru bir güdü şeklini alır. Yayından fırlayan, düz, hızlı ve kendinden emin bir şekilde ilerleyen bir oka benzer. Çocuğun bağımsızlığını elde etmesi hayatı ilk tanımasıyla başlar”

Bağımsızlığı elde etmek için bireyin aşağıdakileri yapması gerekmektedir:
  • Kendi potansiyelini gerçekleştirmeye yönelik çalışmalı
  • Kendi yetenek ve sınırlamalarını gerçekçi bir biçimde yargılayabilmeli
  • Ait olduğu topluluk içinde tamamen serbest olmalı
  • Ait olduğu topluluğun diğer üyeleriyle işbirliği içinde olabilmeli ve aynı amacı izlemek için haklarına saygı göstermelidir.

Elbette yaşadığımız çevrede uyulması gereken bazı kurallar vardır. Kurallar ve sınırlar toplumun bir arada ve birbirlerine zarar vermeden barış içerisinde yaşayabilmelerini teşvik edebilmek amacıyla vardır. Bağımsızlık güdüleri ve özgüveni gelişen çocuklarda içdisiplin de bir arada gelişmektedir. Dolayısı ile bağımsızlık, kurallara aykırı gelmek ya da sınırların olmaması anlamına gelmez. Özellikle çocuk yaşlarda bağımsızlığın çocuklarımıza zarar gelmeyecek sınırlar içerisinde yaşatılması esastır. Bağımsızlık ve içdisplin bir arada geliştiğinde, yeni deneyimlere açık olabilmek, kendi ayakları üzerinde durmak ancak aynı zamanda  kurallara uyumun her zaman dış uyarılarla değil çocuğun içinden gelmesini sağlamak mümkün olabilecektir.

Çocuklarımızın bağımsızlığı keşfettikleri farklı dönemler vardır. Bu dönemler bazen hem çocuğun bağımsızlığını kazanabilmesi hem de ebeveynin bu ayrılışa izin vermesi açısından zorlayıcı olabilir.

Bağımsızlık yolundaki adımlar:  

  • Doğum/Göbek kordonunun kesilmesi: Bebeğimizin ilk bağımsızlık çabası doğumla gerçekleşir. Anne karnında hiçbir sorumluluğu olmayan bebeğimiz için doğum yeni bir dünya ve bir kısım sorumluklar anlamına gelir. Örneğin; nefes alma, beslenmek için emmek, sindirmek gibi.
  • Oturma ve memeden kesme: Memeden kesme hem bebek hem de anne için önemli bir bağımsızlık sınavıdır. Bebeğimiz gelişim sürecinde yavaş yavaş bağımsız hale gelir. Oturma ve memeden kesme bebeğimizin daha iyi görmesini ve nesneleri ve çevresini ellemek için elini kullanmasını sağlar.
  • Emekleme: Hareket ve hareketin her sürecinden geçmek (sürünerek ilerleme, emekleme, yürüme vb.) çocuk için çok önemlidir. Çocuğa hareket etmek için ellerini kullanma ve çevresini değiştirme yeteneği olduğu hissini verir. Hareket eden çocuk yeni keşiflere daha açıktır.
  • Yürümek: İnsanı “insan” yapan yürümedir. Yeni yerlere doğru gezinme özgürlüğü fırsatını verir. Elleri ve aynı zamanda boğazı serbestleştirir (konuşma için önemli olacaktır.) Denge kurma yeteneğini kazandırır.
  • Konuşma: Konuşma iletişim ve ihtiyaç ve arzularının ifadesini sağlar.

İlk yıllarda daha net kilometre taşları ile ayrıştırabileceğimiz bağımsızlık süreçleri daha sonra çocuğun kendi başına bir şey yapabildiği her olayda kendisini gösterir. Örneğin; kendi başına giyinmesi, tuvaletini yapması, kendi başına kampa gitmesi, araba sürmesi, okulunu seçmesi, mesleğini seçmesi vb… Bu konularda ne kadar kendi başına hareket etmesi sağlanabilirse gelişimi o denli hızlı olur, özgüveni o denli artar ve potansiyeline ulaşabilme şansı da o denli yüksek olur.

Psikolojik Bağımsızlık ve Bağımlılık

Psikolojik bağımlılık ebeveyn çocuğunu başarı için aşırı cesaretlendirdiğinde ve onay için kendilerine dönmelerini gerektirdiğinde olur. Eğer ebeveynler mükemmeliyetçi ise ve her zaman çocuğu başarmaya iterlerse ve elle müdahelede bulunurlarsa, çocuğu kendi onaylarına bağımlı hale getirirler. Eğer uygun miktarda cesaret verilirse, çocuk güvenli hisseder ve hayatla başa çıkmak için kendi eylem ve yeteneklerine güven duygusu oluşur. Eğer aşırı cesaretlendirilirse, daima başkalarının yeniden onay vermesine ihtiyaç duyacaktır.

Çocuğumuz, kendisinin bir şey yapıp yapamayacağına dair başkalarının ne düşünüp düşünmediklerini söyleyebilir ve davranışlarını buna göre şekillendirir.

Çocuklarınıza bağımsızlık kazandırmayla ilişkin Çocukların Bağımsızlıklarının Desteklenmesinde Becerilerin Önemi ve Aşırı Korumacılık ve Bağımsızlık İhtiyacı konulu makalelerimizi de okuyabilirsiniz.

Kaynak: Maria Montessori/”Emici Zihin”

Yazan:

Funda Güngör Akpınar, Montessori Eğitmeni, Association Montessori Internationale
Özel Mutlu Panda Montessori Anaokulu Kurucusu

Kaynak: Montessori Institute of San Diego, Assistance to Infancy Notları

Leave a reply

Haber Bülteni

Bültenimize kayıt olun ve bizden haberdar olun.

Kayıt olarak Yasal Metnimizi kabul etmiş sayılırsınız.

Top