Montessori metodunu anlamak için Maria Montessori’yi tanımak…

Önemli Noktalar

Montessori metodunun 1900’lü yılların başında ortaya çıktığı düşünülecek olursa yüz yıldır giderek yaygınlaşması ve daha çok kabul görmesi şaşırtıcı bulunabilir. Aslında bu gerçek Montessori metodunun etkinliğinin somut kanıtıdır. Sadece işe yarayan, olumlu sonuçlar veren yöntemler gelişerek yaygınlaşırlar. Montessori metodunun temelini oluşturan ilkeleri ve onu geleneksel eğitim yönetemlerinden ayıran özellikleri incelediğimizde etkinliğinin nereden geldiğini rahatlıkla görebiliriz. Bu ilkeler metodun yaratıcısı Maria Montessori’nin gözlemleri ve çocuk eğitimine zamanının çok ötesindeki yaklaşımının ürünüdür.

Bundan sonraki yazılarımda bu ilkelerden ve çocuk gelişimini nasıl şekillendirdiklerinden sıkça söz edeceğim. Ancak eğitime Montessori yaklaşımını tam anlamıyla kavramanın Maria Montessori’yi ve yaşadığı dönemin dinamiklerini tanımadan mümkün olmayacağını düşünüyorum. Bu nedenle bu haftaki yazımda Maria Montessori ve yaşadığı dönemdeki eğitim anlayışından bahsetmek istiyorum.

Maria Montessori ve yaşam öyküsü;
Aile hayatı ve eğitimi:

Maria Montessori, eğitimin çocukların bir an önce üretken birer yetişkin olmalarını sağlayan bir sistem olarak görüldüğü bir dönemde yetişti. Babasının itirazlarına rağmen sadece erkekler için uygun görülen tıp eğitimini aldı. Mezuniyeti sonrası doktorluk yaptığı dönemde önce engelli çocuklarla çalışma fırsatını buldu, sonrasında da eğitimci kimliğini akademik olarak geliştirmek üzere üniversitede pedagoji eğitimlerine devam etti. Engelli çocuklarla yaptığı çalışmalarla başlayan gözlemleri çocuğun gelişiminin nasıl bir ortamda ve hangi uygulamalarla desteklenebileceği konusunda ilk fikirlerinin oluşmasını sağladı.

Mücadeleleri  ve başarıları:

Engelli çocuklar için tasarladığı gelişim programı bu çocukların doğru yöntemler uygulandığında pek çok beceriyi kazanabileceklerini, hatta bir kısmının diğer çocuklarla birlikte okula giderek onlarla aynı seviyeye gelebileceklerini gösterdi. Programın başarısı onun eğitim alanında mucizeler yaratan bir uzman olarak tanınmaya başlamasını sağladı. Bu başarısı sonucu Montessori’den anne babaları çalıştığı için başıboş kalan, zor koşullarda yetişen 3-6 yaş arası yaklaşık 60 çocuğun gün içinde gözetim altında olabilecekleri bir kurum açması istendi. 1907 yılında açılan Casa Dei Bambini’de (Çocuklar Evi) Montessori gözlemleri, pedagoji eğitimi ve döneminin büyük çocuk gelişim uzmanlarının bulgularını harmanlayarak geliştirdiği eğitim metodunu etkin bir şekilde uygulamaya koydu. Başlangıçta sadece yakın çevresinde tanınan Maria Montessori’nin adı, bir yıl içinde tüm çağdaş ülkelerde büyük eğitimci olarak anılmaya başladı. 1909’da Montessori Metodu üzerine yazdığı ilk kitabını diğerleri takip etti. Bir yandan kitaplarının çevirileri dünyanın farklı ülkelerinde basılırken diğer yandan da bu ülkelere konuşmacı ve eğitimci olarak davet edilmeye, bu ülkelerde öğretmen eğitimleri vermeye ve hatta buralarda açılan “Çocuk Evleri”nin kuruluşlarında görev almaya başladı. Kısacası hiç beklemediği bir şekilde ve hızla dünya çapında tanınan bir bir üne sahip oldu. Çalışmalarıyla pek çok ülkede bir çok ödüle layık görüldü, Nobel barış Ödülüne aday gösterildi.

Çalışmalarını yürüttüğü ülkeler:

Kendisini bir dünya vatandaşı olarak gören Maria Montessori yaşamı boyunca İtalya dışında, Hollanda, İspanya, Hindistan gibi pek çok farklı ülkede yaşadı. İkinci Dünya Savaşı süresince yaşadığı Hindistan’da önceleri 3-6 yaş çocuklarında yaygın olarak uygulanan eğitim metodunu 0-3 yaş ve 6-12 yaş için de uygulamaya başladı. 81 yaşında hayatını kaybetmeden önce hala tüm yaşamı boyunca yaptığını yapmaya devam ediyor, ülkeden ülkeye gezerek çocuk gelişimi ve eğitim konferanslarına katılıyor ve eğitimler veriyordu.

Montessori’nin öne sürdüğü eğitim yaklaşımı yaşadığı dönemde çocuğa bakış açısının değişmesinde önemli rol oynadı. 1900’lü yılların başında çocuklar küçük birer yetişkin olarak görülür, dünyaya farklı bir pencereden baktıkları gerçeği bilinmez ve kabul edilmezdi. Eğitim uygulamaları “çocukta öğrenme isteği yoktur, bu nedenle disiplinle öğrenmeye zorlanmalıdır” anlayışıyla belirlenir, çocuğun ilgi ve gelişim ihtiyaçları dikkate alınmazdı. Montessori devrim niteliğindeki görüşlerinde yetişkinlerin çocuğun ne öğrenmesi gerektiğine karar vermesi yerine eğitim içeriğinin ve uygulamalarının çocuğun neye ilgi ve ihtiyaç duyduğuna ve onu neyin hayata hazırlayacağına göre tasarlanması gerektiğini vurguladı. Çocuğun doğuştan öğrenmeye istekli olduğunu, çocuğa ilgisi doğrultusunda öğrenme imkanı tanınırsa içten gelen bir motivasyonla büyük bir istekle öğreneceğini kanıtladı. Onun yüz yıl önce öne sürdüğü bu görüş ve uygulamaların bugün pek çok akademik çalışmada bilimsel olarak da desteklenmesi Maria Montesori’nin çocuğun doğal gelişimini ne kadar başarıyla gözlemlediğinin ve bu gelişimi desteklemek üzere tasarladığı programın etkinliğinin başka bir kanıtıdır.

Yazan ve Derleyen:

Sibel Bilge, NAMC Montessori Eğitmeni

Kaynakça: Polk Lillard, P. (1996). Montessori Today: A Comprehensive Approach to Education from Birth to Adulthood. New York, NY: Schocken Books Inc..

Standing, E.M. (1962). Maria Montessori: Her Life and Work. New York, NY: Mentor-Omega Books (first published in 1957).

Çocuk Gelişim Uzmanınız Kidokit

İlginizi çekebilecek diğer İçerikler

Besin alerjileri

Önemli Noktalar Ağız yoluyla alınan besin veya besin katkı maddelerine karşı vücutta gelişen olumsuz reaksiyonlar besin alerjisi olarak tanımlanabilir. En sık besin alerjisi görülen dönem

Emzirirken meme bakımı ve hijyen

Önemli Noktalar Göğüslere ılık kompres uygulaması ve anneye yapılan sırt masajı oksitosin hormonunun salgılanması konusunda faydalı olur ve böylece anne sütünü arttırabildiği gözlenmektedir Meme başınızı

16. Hafta gelişim

Merhaba! Kidokit’le haftalık buluşmamıza hoş geldiniz. Her hafta sizlerle olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Küçük dokunuşların ne denli büyük farklar yaratabildiğini bildiğimizden sizlere ulaşabilmemiz bizler açısından

8. Hafta Hamilelik

BU HAFTA SİZDE OLUŞAN DEĞİŞİKLİKLER Bu haftada rahiminiz artık bir portakal büyüklüğüne erişmiş durumda. Yandaki resimde rahim ile çevre organlarınız arasındaki komşuluğu görüyorsunuz. Rahiminiz gördüğünüz

El kuklası yapımı

Eski çoraplarınızı değerlendirmek ve çocuğunuzun hayal gücünü geliştirmek için bu harika el kuklasını kendiniz tasarlayabilirsiniz.

Çocuklarda müzik sevgisi ve ritimsel bellek

Önemli Noktalar Çocuklarımızın müzik dersini sevmesi çok göreceli bir kavram değildir. Özellikle 3-6 yaş grubu çocuklar müziklere eşlik etmeleri için beden perküsyonu kullanabilir ve dinlemiş

Kinetik kum yapımı

Kinetik kumu hazır almak yerine evde yapmaya ne dersiniz? Tarifi oldukça basit. Hem yaparken hem de yaptıktan sonra oynayacağınız tüm etkinliklerde işinize yarayacak bir malzeme