Main Menu

Yeni Eklenenler

Tekerlemeler

18 Nisan, 2019

Emeklemenin önemi

11 Nisan, 2019

Bize Ulaşın

Hassas (kritik) dönemler

Shares
Read Carefully

Doğumdan altı yaşına kadar emici zihin süresince, çocuklarımız çeşitli hassas ya da hassas dönemlerden geçerler. Bu dönemlere fırsat pencereleri de denilmektedir. Nitekim bu dönemlerde çocuklarımızın belli bir konuya ilgileri önemli ölçüde artar ve şayet bu ilgi ve hevesleri yeterince beslenilirse elimizde harika bir öğrenim ve gelişim fırsatı var demektir.

Hassas ya da hassas dönemler evrenseldir. Farklı ülkeler ve kültürlerdeki bütün çocuklar için aynıdır. Belirli dönemler için geçerlidirler yani sürekli değildirler. O yüzden bu dönemlerin bilinmesi ve bu fırsatın doğru kullanılması büyük önem taşır. Hassas dönemlerde çocuklar bir konuya fazlasıyla odaklanırlar ve bu alan dışındaki gelişmelere ilgileri çok daha aza inebilir. Dr. Silvia C. Duboyov bu gelişimi şu sözlerle açıklamaya çalışmıştır: “Hassas dönemlerde çocukların kendini dışarıya karşı ifade etmeleri odadaki mum ışığı gibidir, o anda birçok şey olmasına rağmen, ışık sadece bir alanı aydınlatır”.

Hassas dönemler beyin gelişimiyle ilişkilidir. Çocuklarımız doğduğunda yaklaşık 100 milyar nöronla doğar ama doğar doğmaz bazılarını kaybetmeye başlarlar. Çocuklarımızın özellikle dil ve duyularının gelişmesine ilişkin belli potansiyelleri ve kapasiteleri kapasiteler vardır. Çocuklar eğer bu kapasitelerini verimli kullanılmazlarsa bunları kaybederler ve potansiyellerine ulaşamazlar. O yüzden de hassas dönemleri doğru gözlemlemek ve bir fırsata dönüştürebilmek çok önemlidir.

Hassas dönemler belli seneler arasında gerçekleşecektir. Ancak belirlenen bu yıllar arasında tam olarak hangi döneme denk geldiği çocuktan çocuğa farklılık gösterebilmektedir. O yüzden bu dönemlerde ve bu alanlarda çocuğumuzu anlamaya çalışmak, ilgisinin hangi alanlarda yoğunlaştığını görmek, bir şeyi tekrar tekrar yapmak istediğinde o alana doğru adeta çekildiğini gözlemleyebilmek önemlidir. Çocuklarımıza kuvvetli ilgi ve istek duyduğu bu şeyler ile uğraşmak için fırsat, bağımsızlık ve zaman verebilirsek, bu dönemleri ihtiyaçlarını gidermesi ve potansiyellerinin görevlerini yerine getirmesi yönünde destekleyebiliriz.

Peki hassas dönemlerin gerçekleştiği bu alanlar nelerdir?
Dr. Maria Montessori, hassas dönemleri özellikle dört başlık altında toplamıştır. Bunlar:  Düzen, hareketin geliştirilmesi, dil ve duyuların geliştirilmesine ilişkindir. Eğer çocuklarımıza doğru bir çevrede bu hassas dönemlerden tam olarak istifade etme imkanı verilirse, potansiyellerini geliştirme ve gerçekleştirme imkanı bulacaklardır.

Örneğin dil gelişim için hassas dönem 0-6 yaş olarak verilmektedir. Dil patlaması, genellikle 2 yaşlarında gerçekleşir. 8 aylık olana kadar, bütün bebekler dünyadaki herhangi bir dili öğrenme kapasitesine sahiptir; 8 aydan sonra, sadece çevrelerinde tercih edilen kendi dillerini tüm sesleriyle konuşurlar. Çocuklarımız, yeni bir dili kendi dilleri gibi öğrenmek isterlerse bu dili kendi yaşadıkları çevrede duymaları gerekir. Yeni bir dili kendi dilimiz gibi iyi öğrenmek bir öğretmen eşliğinde haftada belli saatlerde ders almakla mümkün olmaz. Çocuğun iletişime ihtiyaç duyması gerekmektedir.  (Son dönemlere kadar Montessori öğretileri kapsamında hassas dönemin 0-6 yaş arasında olduğu düşünülse de Steven Pinker tarafında son dönemlerde gerçekleştirilen bir araştırma çocukların 12 yaşına kadar şayet çevrelerinde bu dili kendileriyle konuşacak kişiler olursa aksansız olarak dil öğrenebildiklerini göstermekte; dolayısıyla hassas dönemin aslında 0-12 yaş olarak alınabileceğini öngörmektedir)

Hassas dönemler boyunca, çocuklarımız bu alan ve çevreleri hakkında bilgi edinir ve muhakeme ve mantıksal düşünme kabiliyetini oluştururlar. Hassas dönemler boyunca, doğru hazırlanmış bir çevreyle, çocuğa yeterli derecede duyusal keşif ve duyuların eğitimi imkanının sağlanması son derece önemlidir.  Şimdi gelelim hassas dönemlerin biraz daha detaylı incelenmesine:

Düzen için Hassas Dönem:

Düzen için hassas dönem doğumdan altı yaşına kadar sürmekle beraber doğumdan üç yaşına kadar daha yoğun olduğu görünmektedir.

Bu dönem boyunca, çocuklar nesnelerle insanlar arasındaki ilişkileri anlamaya ihtiyaç duyar ve sadece bunlar tutarlı olduklarında güvenmeyi öğrenirler.

Çocuklar kendi içlerinde uyuma ulaşmadan önce, çevrenin tasarımı ve organizasyonu, günün rutinleri ve ayrıca özellikle ebeveynleri, bakıcıları ve öğretmenleri ile olan ilişkilerde tutarlılık bakımından düzenin ve tutarlılığın sağlandığı bir çevre sağlamak önemlidir.  Dolayısıyla, bu dönem boyunca, günlük rutinler ve monotonluk, çocuğa daha fazla uyum ve güven verdiği için çok önemlidir.

Düzen için hassas dönemde, çocuklar çevreden edindikleri izlenimleri sınıflandırabilir ve kategorilere ayırabilirler. Bu onlara bir emniyet ve güven hissi verir. Bu dönemde çevrelerine duyacakları güven kendi özgüvenlerinin de temelini oluşturacaktır. Rutinler kadar devamlılık da önemlidir. İç düzenini oluşturmak için bir dış düzene ihtiyaçları vardır.  (Eğer işleri yaparken bir düzenimiz varsa ve belirli bir örüntüyü takip ediyorsak ve çocuklarımız bu örüntüyü takip ederken gözlemleme imkanları varsa, çocuklarımız da bir düzeni takip etmeye başlarlar.)

Düzen, çocuğa kendini yönlendirebileceği bir referans çerçevesi sağlar. Dolayısıyla, tutarlılık ve rutinler çok önemlidir.

Hareket için Hassas Dönem:

Hareket için hassas dönem doğumdan altı yaşına dek sürer ve 2 yaşından 4 yaşına kadar daha yoğun gerçekleşir.

Tek bir hareket türüyle sınırlı olmaksızın, çocuklarımız bu dönemde kendi isteği doğrultusunda en karmaşık hareketleri yapabilecek güce sahiptirler.

Hareketlerin hassas dönemi çocuklarımızın bağımsızlığını arttırdığı ve çocuklarımıza kendi yeterliliklerini gözlemleme imkanı verdiğinden çok önemlidir.

Bu dönem boyunca çocuklar görgü ve incelikleri öğrenir, çok küçük detaylarla ilgilenir ve etraftaki yetişkinlerin hareketlerini taklit ederler. Bu dönem boyunca, elini ve ayrıca dengeyi geliştirme ihtiyacı içerisinde olurlar. Bu dönemlerde fiziksel ihtiyaçlarını ne kadar karşılayabilir; farklı alanlarda gelişmeleri için doğru oyuncak, ekipman ve çevreyi onlara verebilirsek gelişimlerinin de o denli hızlı olmasını sağlayabiliriz. Hareket gelişimi bilişsel gelişimi de tetikleyecektir.

Duyuların Geliştirilmesi için Hassas Dönem:

Duyuların geliştirilmesi için hassas dönem de doğumdan altı yaşına dek sürer ve yine 2 yaşından 4 yaşına kadar daha yoğun gerçekleşir.

Çocuklarımız dış dünyayı duyuları aracılığıyla kavrarlar. Bu duyular hayatta kalmak içindir.  Duyularla ilgili organlar, yalnızca kullanılırsa ve geliştirilirse olgunlaşır. (Örneğin eğer bir haftalık kedi yavrusunun bir gözünü iki hafta kapatırsanız gözünü açtığınızda kör olacaktır. Organ olgunlaşmamıştır. Bebekler kulaklarında bir enfeksiyon ile doğarsa, eğer hemen tedavi edilmezse kulak gelişemeyeceğinden duyma hissini geliştiremeyecektir.)
Montessori felsefesi öğretmenlerinden Dr. Silvia C. Duboyov “duyular zekamızın çevreye katıldığı kanaldır ve zeka bu sayede gelişir.” demektedir. Stereognostik, barik, termik ve kinestetik gibi görsel, işitsel, koku alma, tatma ve dokunma duyuları çocukların çevreyle iletişimi, kendisiyle kurduğu bir araçtır Çevre hakkında bilgi sağlarlar ve duyusal alım ve yorumlamadan sorumlu sinir merkezlerinin oluşumuna neden olurlar.
Çocuklar çevreyle iletişime geçtiğinde duyularıyla öğrenirler.  Hem psikolog hem de doktor olan Dr. Maria Montessori “Bu dönemde sağlanan duyular açısından zengin bir çevrenin çocuğa duyularla ilgili kelime bilgisini zenginleştirme ve çevresini yorumlamadan sorumlu çok çeşitli sinir ağları meydana getirme imkanı verdiğini belirtmiştir. (Gelişmiş Montessori Metodu, Sayı I, s.194)

Bu dönem boyunca, çocuğun algıları netleşir ve bütün duyusal izlenimlerini organize etme ve sınıflandırma konusunda kuvvetli bir dürtüye sahiptir. Dolayısı ile bu dönemde çocuklarımızın farklı duyularını hassaslaştıracak ve çalıştıracak uyaran ve aktivitelerle uğraşmaları bütünsel gelişimleri açısından çok güzel fırsatlar sağlayacaktır. Kidokit uygulamamızda bu konularda pek çok aktivite örneği sunulmaktadır.

Düzen için Hassas Dönem:

Bu dönemin doğumdan 6 yaşına kadar sürdüğü düşünülüyordu ancak daha önce de belirttiğimiz gibi Steven Pinker tarafından yapılan yeni bir araştırma dil becerilerine karşı duyarlılığın 12 yaşına kadar sürdüğünü öne sürmektedir.

Dil patlaması genellikle 2 yaşında gerçekleşir ve yazma ve okuma ile ilgili patlama ise 3.5-4.5 yaşlarında olur.

Bu aşamada, eğer kendi çevresindeyse, çocuklar zorluğuna bakmadan kolay bir şekilde yeni bir dili öğrenebilirler. Çocuklar bilinç dışı olarak, etrafını saran zorlayıcı dili taklit etmek için konuşma organlarını geliştirmektedirler. Aksansız konuşmak bu şekilde mümkün olabilmektedir.

Hassas Dönemlerin Nitellikleri

Hassas dönemlerde, çocuklar belli becerileri ya da işlevleri görünürde bir yorgunluk ya da çaba olmadan edinir ya da tamamlarlar. Hassas dönemler belirli bir zaman için devam eder ve bundan sonra asla tekrar yaşanmazlar. Dolayısıyla, bu özel dönemi kaçırırlarsa bu yeterlilikleri o denli mükemmel ve güç harcamadan kazanamayacaklardır.  İşlev oluşturulsa da oluşturulmasa da süreçten geçeceklerdir.

Hassas dönemler birer birer ama aynı zaman sürecinde ortaya çıkarlar. Hassas dönemin tam zamanlaması her çocukta farklılık gösterecektir. Gözlem, çocuğa gerekli deneyim ve uyaranları sağlamak amacıyla, hassas dönemin tam zamanlaması için anahtar konumundadır.  Çevre hazırsa ve zenginse, bu durumda, çocuklarımız bu deneyimler yönünde, ihtiyaçları doğrultusunda ilgileneceği şeyleri seçebilir.

Hassas Dönemlerin Engelleri

– Eğer bir çocuğun ilgisi engellenirse, sapmalar ortaya çıkar. (örneğin duyusal deneyimlerle ilgili organlarında sorun varsa, bu durumda sapmaların meydana gelmesinden sonra ilgileri gelişmeyebilir.)

Eğer çocuklar bu dönemlerden birini kaçırırlarsa, ilgili işlevi daha sonra ancak çaba ve güç harcayarak ve tam olarak özümsemeden edinebilirler. (Örneğin yeni bir dili yine öğreneceklerdir ancak öğrenmeleri çok daha zor olacak, zaman alacak ve aksanları çok daha ağır olabilecektir)

Çocuklar sürekli olumlu deneyime ihtiyaç duyar. Bu deneyimleri yapma şansları olmazsa bu süreçlerden faydalanamayacaklardır.

Öfke nöbetleri genelde yerine getirilmemiş hassas döneme yönelik bir reaksiyondur.

Ebeveynler olarak bizim görevimiz esas olarak yetenekleri muhafaza etmek ve müdahale etmeden olumlu yönlendirmelerde bulunmaktır. Ayrıca çocuklarımız için zengin/hazırlıklı bir çevre hazırlamamız ve bu çevre üzerinde çalışmaları için bağımsızlık ve zaman vermemiz gerekir.  (Çocuklarımıza evlerimizde sunabileceğimiz zengin çevre düzenlemeleri ve oda tasımlarına ilişkin makalemizi henüz okumadıysanız mutlaka okumanızı tavsiye ederiz.) Çocuklarımız ancak gerekli sayıda tekrarla yaptıkları şeyde başarı gösterebilir ve bu hassas dönemlerden tam olarak istifade edebilirler.

Yazan ve Derleyen:
Funda Güngör Akpınar, Montessori Eğitmeni, Association Montessori Internationale
Özel Mutlu Panda Montessori Anaokulu Kurucusu

Leave a reply

Yeni Eklenenler

Tekerlemeler

18 Nisan, 2019

Emeklemenin önemi

11 Nisan, 2019

Haber Bülteni

Bültenimize kayıt olun ve bizden haberdar olun.

Kayıt olarak Yasal Metnimizi kabul etmiş sayılırsınız.

Top