Main Menu

Yeni Eklenenler

Tekerlemeler

18 Nisan, 2019

Emeklemenin önemi

11 Nisan, 2019

Bize Ulaşın

Bebeğinizin beyin yapısı ve sinir sistemi

Shares
Read Carefully

Beynin Çalışması

İnsan beyni eşsizdir. Sinir sistemimizin merkezidir. Doğum öncesi dönemde, beynin gelişimi ve büyümesi vücudun geri kalanıyla karşılaştırıldığında muazzamdır. Gelişim süresince beynin büyüklüğünde devasa bir büyüme gerçekleşir.  Fonksiyonlarının miktar ve niteliğindeki artış ve hücrelerin tamamına sahip olma ayrıcalığı doğumdan iki ay önce hazırdır.

Beyinde yaklaşık yüz milyar nöron bulunmaktadır. (Yeni bir çalışma 89 milyara işaret etmektedir) Sinir hücreleri, düşünce, duygu, davranış, hareket ve duyumu koordine eden kalıplarda düzenlenir. Beyin hücreleri, tüm hücreler gibi, bir zar, sitoplazma ve bir çekirdekten oluşur ve iki tür uzantıya sahiptir. Bunların bazıları kısa olup, bir ağacın dalları gibi iç içe geçmiştir (dendritler). Diğerleri uzun ve genişletilmiş olup, aksonlar olarak isimlendirilir. Bazıları beyinden ayağa kadar olan mesafe kadar uzundur.

Çevreden merkeze (beyin) ya da merkezden çevreye mesajları ileten aksonlar sayesinde vücudun her kısmına ulaşılır.

Sinir hücreleri ayrıca, bilgi ağı oluşturan dendritler aracılığıyla bilgi de paylaşırlar, bu da daha doğru ve hızlı çalışmayı mümkün kılar.

Beyinde Kablolaşma: Miyelinleşme

Çocuk, rahimde tüm yaşamda ihtiyaç duyulandan çok daha fazla nöron üretir.  Nöronlar aktivite ile desteklenmediği ya da sürekli olarak kullanılmadıklarında, doğum sonrası nöral budama gerçekleşir. Yani bir kısmı yavaş yavaş yok olur.  Dil beyni iki yaşına kadar kelime haznesi oluşturmak üzere kabloludur.

100 milyar nöronun her biri, birkaç bin ila 100.000 arasında diğer nöronla bağlantı kurar. Doğumda her nöronun bu özel bağlantı noktaları ya da sinapslerden ortalama 2,500 kadar yaptığı öngörülmektedir; iki ya da üç yaşında bağlantı sayısı 15,000 sinapse ulaşır; sonra yeniden budama adı verilen süreçte sinapsleri kaybetmeye başlar. Bağlantılar sadece kullanılmaları halinde canlı kalacaktır, aksi takdirde kaybolabilirler. Çocuklarımızın yaptığı her hareket, yeni dokundukları her farklı doku, aldıkları bir koku vb. duyuları vasıtasıyla deneyimledikleri her tecrübe bu tarz bağlantıların kurulmasını ya da pekiştirilmesini sağlar. Bu bağlantıların sağlamlaşması ve süreklilik kazanması ise tekrarlama yoluyla olmaktadır. İşte yapılan tekrarlar sonucu bu bağlantılar çevresindeki kablolaşma süreciyle bağlantıların sağlam ve korumalı hale gelmesi miyelinleşme sürecini ifade eder. Şayet nöronları elektrik kaynakları, aralarındaki bağlantıları elektrik telleri ile farklı kaynakların birbirine bağlanarak bir şebeke oluşturması şeklinde düşünürsek, miyelinleşme bu tellerin birbirine zarar vermemesi ve uzun ömürlü olmaları için kabloların çevresini saran kablolaşma işlemine denilir. Böylece elektrik çarpmaları olmayacak, bağlantılar güvenli bir şekilde kullanılacaktır. Bu sürecin verimli geçebilmesi için çocuklarımızın bir konuda kendilerini geliştirip uzmanlaşma ihtiyacı duyduklarında istedikleri kadar tekrar yapabilmeleri büyük önem arz eder. Bu yüzdendir ki Montessori sınıf ortamlarında her çocuğun bireysel çalışması ön plandadır ve her çocuk kendi hazır bulunuşluğu ve öğrenme kapasitesine göre ilgi duyduğu materyallerle istediği kadar tekrar yapıp çalışma özgürlüğüne sahiptir.

Her hücre, kimyasal transmitterler yoluyla elektrik akımları yayarak çalışır ve bu transmitterler hücre tarafından bu sürecin yürütülmesi için üretilip kullanılırlar. Bu, beynimizi vücudunuzun geri kalanına bağlayan karmaşık bir otoyol sistemi ya da yukarıda bahsettiğimiz gibi bir elektrik şebekesi gibi çalışır, beynin her bir kısmı bir çeşit uzmanlığa sahip olmakla birlikte, tüm fonksiyonlar aslında birbirleriyle alakalıdır ve bir bölgede olan herhangi bir aksaklık diğer tümünü etkiler. Kısımlar bir görevin yerine getirilmesi gerektiğinde daima iletişim kurdukları için her görev mümkündür. (En üst düzeyde işbirliği vardır!)

Beyindeki milyarlarca ara bağlantı ve bunların aralarından geçen elektrik bir bilgisayarı andırır. Fakat bundan çok daha fazlası vardır, bilgisayar beynin görevlerini gerçekleştiremez.

Beynin çalışması, çevreden sürekli olarak gelen bilgilerin paylaşılması kanalıyla gerçekleşir. Çocuklarımız her şeyi özümserler. Beyin, sadece küçük bir kısmını kullanarak, sanat, müzik, bilim, kültür gibi insan medeniyetinin yapmış olduğu her şeyi üretmek için çalışmaktadır.

Bir yetişkin olarak bizlerin görevi, çocuklarımızın hayatlarının başlangıçlarından itibaren mümkün olan en iyi hazırlanmış ortamı sunmaktır.  Çocuk eğer daha duyumsal ve bilişsel aktiviteler, uyarılarla tanışırsa, çok daha fazla beyin hücresi göreve çağrılacak ve muazzam insan potansiyeli çok daha iyi bir şekilde gelişecektir. Çalışan zihin yaşamın ilk yılında iyi nitelik ve miktarda bilgi almak zorundadır. Dr. Maria Montessori, 2 yaşında bir çocuğun bile tam bir insan olduğunu ileri sürmektedir.

Beynin çalışması hakkında düşünülmesi gereken beş şey vardır:

  1. Lateralizasyon (Farklılaşma)
  2. Hafıza
  3. Uyku Motifleri
  4. Rüya Görme
  5. Bilinç Halleri

 1- Lateralizasyon (Farklılaşma)

Lateralizasyon, beynin bir yarım küresinin baskın bir işlev üstlendiği süreci ifade eder. Beş ya da altı yaşına kadar, beynin herhangi bir yarım küresinin herhangi bir işlevi üstlenebileceğine inanılmaktadır. Daha sonra beş ila altı yaş arasında yarım küreler uzmanlaşmış hale gelir. Her bir yarım kürenin özel fonksiyonları vardır.  Sol yarım küre ağırlıklı olarak lineer, sistematik bir şekilde çalışır. Bu, dil, matematik ve planlama ile ilişkili yarım küredir. Sağ yarım küre bütünsel bir şekilde işlev görür.  Bu yarım küre, dans etme, şarkı söyleme, sanatsal ve yaratıcı arzularla ilişkilidir. Her ne kadar farklı uzmanlıkları olsa da, bu iki yarım küre tüm işlevlerinde birbirleriyle iletişim halindedirler. Her insanda sağ ve sol olasılıklar vardır.

Bazı aktiviteler sağ ve sol yarım kürenin birlikte çalışmasını sağladığından bilişsel gelişime katkıları oldukça yüksek olmaktadır. Bu tür aktivitelere Kidokit uygulamamızda sıklıkla yer verilmekte; aynı zamanda sizlere gönderdiğimiz haftalıklarda da bu tür aktivitelerden bahsedilmektedir.

2- Hafıza

Hafıza bilginin depolanmasıdır. Hafızanın nasıl ve nerede oluşturulduğu hakkında net bir anlayış yoktur. 1920’lerde ve 1930’larda, bir nörobilimci, Wilder Penfield M.D., hafıza ile ilgili önemli bir çalışma yapmıştır. Penfield, belirli hafıza türlerinin beyinde nerede saklandığını haritalandırmaya çalışmıştır. Farklı beyinleri inceleyip, katılımcıda ne tür hafızaların meydana geldiğini ortaya çıkararak bir zihin haritası oluşturmuştur. İncelediği nokta ile ilişkili hafızanın, o hususi hafızanın depolandığı nokta olduğuna inanmıştır. Çok daha yeni bir hafıza depolama ve geri çağırma (hatırlama) teorisi, Dr. Michael Talbot tarafından altmışlı yılların sonlarında geliştirilmiştir. Onun teorisi, insan vücudundaki her hücrenin bir hologram olduğunu öne süren daha bütünsel bir teoridir. Hafızanın sadece beyinsel bir kavram olmayıp, vücudun her yerinde hafıza hücreleri bulunduğu sonucuna varmıştır.

Hafızayı sınıflandırmanın farklı yolları vardır ve uzmanlar bu hususta aynı fikirde değildir.

Kısa Süreli Hafızaya karşı Uzun Süreli Hafıza:

Kısa Süreli Hafıza: Yakın gelecekte kullanmak üzere kısa bir süre boyunca koruyabileceğiniz hafıza.

Uzun Süreli Hafıza: Aylar, yıllar hatta ömür boyu saklanan önemli miktarda bilgi içeren hafıza.

Dr. Montessori, üç dönemlik dersini oluşturduğunda kısa ve uzun süreli belleği sezerek yola çıkmıştır.  Beyin protein sentezinin gerçekleşebilmesi için beynin yeterince uzun süre çalışması gerektiğinin bilinciyle dil derslerini “tekrar” üzerine temellendirmiştir. Tekrarlanan konular beyinde uzun süreliğine depolanmayı sağlar.

Bilişsel Hafızaya Karşı Motorsal Hafıza:

Bilişsel Hafıza: Bilgi ve kelimeler ezberlenir. Bilginin bilişsel olarak depolanması çok daha zor bir iştir.  Eğer işlem çoklu-duyumsal olabilirse, bunu depolamak çok daha kolay olur.

Motorsal Hafıza: Kas hafızasıdır ve bilinçli olarak depolanmaz.

Açık ve Örtülü Hafızalar:

Örtülü Hafızalar: Bilişsel hafızalara benzer. Önceki deneyimlerin, deneyimin bilinçli farkındalığı olmadan, bir görevin gerçekleştirilmesine yardımcı olduğu zamandır.

Bastırılmış anılar hiç hatırlanmadıkları zamanlarda bile yaşamları etkiler. Mesele hafızanın geri çağrılmasıdır ve hafızanın geri çağrılmasına karşı faaliyet gösteren şeyler uykusuzluk, yetersiz beslenme ve strestir. 

3- Bilinç Halleri ve Uyku Motifleri

Yeni doğan bebekler doğumdan itibaren çevrelerine yanıt verir ve çevreleriyle etkileşirler.

Bir yetişkinin bu cevabı alabilmesi için, yeni doğan bebeğin (ve küçük çocukların) bilinç halleri hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Uygun hallerde uygun uyaranlar sunulması önemlidir.

Eğitimli bir gözlemci, bir bebeğin, her bir bilinç halinde negatif veya pozitif bir uyarana hangi tepkiyi vereceğini çabucak tahmin edebilir hale gelmektedir. Bebeğin bilinç hallerini tanımayı ve bunları öngörmeyi öğrenmek ebeveynler için de oldukça faydalıdır, bu sayede bebeklerinin beslenme, uyuma, etkileşim, vb. durumlar için uygun olup olmadıklarını bilebileceklerdir.

Bilinç hali, temel bir düzenleyici sistemdir. Bilinç halleri beyin dalgaları ve beyindeki elektriksel dürtülerin iletilme oranı ile ilgilenir.  Beyinde beta, alfa, teta ve delta bilinç dalgaları vardır.

Beta dalgaları, bir kişinin normal düzeyde uyanık halde olmasına neden olur. Beta dalgaları saniyede 18-40 devirde salınır.  Bu bizim en verimli halimizdir, ancak bu durumda olabilmek için kişinin iyi dinlenmesi, normal kan şekeri seviyesine sahip olması ve hemen bulunduğu an ve konuma odaklanması gerekir.

Alfa dalgaları kişinin sakin, rahat bir halde olmakla birlikte uyanık olmasına neden olur.  Hayal kurmaya neden olur ve çoğu zaman müzik tarafından uyarılır.  Alfaya girmek, bir kişinin betaya dönüp daha fazla konsantre olabilmesine yardım eder.  Alfa dalgaları saniyede 8-18 devirde salınır.

Teta dalgaları dakikada 4-7 devirde salınır.  Bu bilinç hali çocuklarda oldukça yaygındır. Ayrıca uykunun ilk evresinde de meydana gelir. Yaratıcı aktivitelerde zaman geçiren bazı yetişkinler de teta halinde olabilirler.

Delta hali saniyede 1-3 devirde salınır.  Bu çok derin bir uyku halidir.  Nefes alma yavaşlar, kalp atış hızı yavaşlar, aslında her şey yavaşlar.  Bazı insanlar, meditasyon konusunda oldukça yetenekliyseler uyumadan da delta haline geçebilirler.

Uyurgezerler ve sayıklayanlar dışında, genellikle insanların motor becerileri uyku süresince kapanır.

Çocuklar anne rahminde yaklaşık yedinci ayda REM uykusunu annesiyle senkronize etmeye başlar.

Altı Hal:

1. Derin Uyku:

Gözler sıkıca kapalıdır. Nefes alma derin ve düzenlidir; Motor aktivitesi yoktur

Küçük irkilmeler yaşayabilir ama uyanmayacaktır.

Bu hal kabaca dört saatlik döngülerde gerçekleşir.

2. Aktif Uyku (REM):

Gözler kapalıdır ancak yavaş dönen hareketlerle vücut aktivitesi (minör seğirmelerden gerilmeye kadar) olabilir.

Nefes alma düzensiz ve hızlıdır.

Yüz hareketleri (yüz buruşturmalar, gülümsemeler, emme) görülebilir.

3. Uykulu, Arada Hal:

Gözler kapalı ya da açık

Kol ve bacakların yumuşak hareketi

Nefes alma düzenli fakat hızlı

Bu halde verilen dürtü, bebeği daha uyanık ve cevap verir hale getirebilir.

4. Uyanık, Tetikte Olma Hali: Gözler “parlak ve ışıl ışıl”

Yüz ve vücut hareketleri sessiz

Görsel ve işitsel uyaranlara tepki gelir.

2 ila 3. haftada bu hal her seferinde 20-30 dakika sürebilir. Ebeveynler (ve eğitimciler) için en derin ödüller bu zamanlarda ortaya çıkar.

5. Uyanık ancak Mızmız Hal: Ağlamaya geçiş hali

Hareketler kontrolsüz, dağınıktır.

Uyaranlar uyanık halde 4 ya da daha fazla mızmızlanmaya yol açabilir.

6. Ağlama: Bu hal bebek için birçok amaca hizmet eder: Bakıcısının dikkatini çeker (ağrı, açlık, can sıkıntısı, rahatsızlık halinde). Bunun sebebi ebeveyn ve yetişkinlerin ağlamaya karşı endişe, sorumluluk ve suçluluk duygusuyla otomatik yanıt vermeleridir. Cevap verebilmek ebeveynler ve yetişkinler olarak rolümüzü güçlendirir. Bir anne 3 gün içerisinde bebeğinin ağlayışını, 1 hafta içinde de ağlama nedeni ayırt edebilir; aynısını eğer evde çocukla kalıyorsa bir baba da yapabilir.

4- Rüya Görme

Rüyalar zihnin gün içinde edinilen bilgiyi kişinin deneyim veri tabanına aktarma ve bütünleştirme yoludur. Küçük çocuklar, uykularını etkileyen yoğun bir rüya döneminden geçerler.  6-7 ay civarında çocuklar daha fazla rüya görmeye başlarlar ve bu durum onun çevrede çok daha hareketli olması ile ilişkili görünmektedir. Yürüme çağındaki küçük çocuklar sık sık gece karabasanı görebilirler. Çocukların hayatlarındaki şeyler üzerinde kontrolleri olmadığını farketmeye başlamalarının buna sebep olduğuna inanılır. Güçsüz hissetmeye başlarlar. Gerçekte yaşanan ya da TV’de izlenen korkutucu deneyimler gibi bazı durumlar çocukların karabasan görmesini tetikler.

Eğer çocuğunuz karabasan görüyorsa ve siz de onu sakinleştirmeye gittiyseniz, onu uyandırdığınızdan emin olun aksi takdirde siz de yaşadığı karabasanın bir parçası olabilirsiniz.  Çocuğunuzu sakinleştirin ve en az on beş dakika uyanık tutmaya çalışın ki bu sayede tekrar aynı rüyaya geri dönmesin.

Çocuklar çok fazla karabasan görmeye başladığında uyumaktan korkmaya başlayabilir ve bu durumda sizinle uyumak isteyebilir. Bu senaryodan kaçınmaya çalışın çünkü bu terk edilmesi zor bir alışkanlık haline gelecektir. Çocuğun bir gece lambası olabilir ve gece sizi çağırırsa yanına geleceğinizi hatırlatabilirsiniz. Çoğu çocuk üç yaşına gelince karabasanlardan kurtulur. Önemli bir kısmı ise bu tecrübeyi hiç yaşamadan bu yılları geçirmektedirler.

Zihin için psikolojik yiyecek “doğru bilgi” olarak adlandırılabilir ve bu, çocuğun temel zihinsel programını oluşturmak için kullandığı materyallerdir. Yaşamın ilk evresinde çocuklarımız kendi gerçekliklerini yaratırlar. Çevreyi doğru bilgi ve gerçek şeylerle idare etmek biz yetişkinlerin görevidir.

Bilgi duyular aracılığıyla alınır ve bu tüm yaşam boyunca kullanılacak temel “algısal yapıları” oluşturur. Etrafındaki insanlar, onların sevgisi, ilgisi, doğru uyarım ve sağlıklı gıda çocuğumuzun zihnini çalıştırması için ihtiyaç duyduğu şeylerdir.

İlk materyallerden nöronal yollar kurulur ve beynin temel birleştirici yapıları oluşturulur. Yollar ve motifler olacaktır. Deneyimler kanalıyla oluşturulacaklardır.

Leave a reply

Yeni Eklenenler

Tekerlemeler

18 Nisan, 2019

Emeklemenin önemi

11 Nisan, 2019

Haber Bülteni

Bültenimize kayıt olun ve bizden haberdar olun.

Kayıt olarak Yasal Metnimizi kabul etmiş sayılırsınız.

Top