17. Hafta gelişim

Merhaba! Kidokit’le haftalık buluşmamıza hoş geldiniz.

Bu haftaya bebeğimizin yeni yeni başlayacak ve belki de hiç bitmeyecek hareketliliğine değinerek başlayacağız.

Geçtiğimiz ay itibarıyla bebeğinizde önemli bir değişim söz konusu idi. Artık hareketlenmeye başladı! Artık dönmeye başlayan bebeğiniz yerinde sabit durmayacak. Önce dönerek sonra sürünerek daha sonra ise emekleme ve yürüme ile sadece odasını ve evinizi değil tüm dünyayı keşfetmeye başlayacak! Altıncı ayda oturmaya muhtemelen 7-9. aylarda emeklemeye bazı bebekler dokuzuncu aydan itibaren bazıları da birinci yaşını doldurduktan bir süre sonra yürümeye başlayacaklar. Bu aşamaların her birinin birbirinden keyifli anları olacak. Kidokit uygulamamızın albüm bölümünü kullanmayı sakın unutmayın. Tüm bu tarihler bebeğinizin gelişim çizelgesini doğru tutabilmeniz açısından faydalı olacak. Bu anılara ilişkin fotoğraflarınız ile düşünce ve tarih gibi detayları albümlerde biriktirebilirsiniz. Ayrıca farklı albümler oluşturabilir ve paylaşabilirsiniz.

Bağımsızlık neden önemli

Hareketlenmeye başlaması bebeğinizin artık yavaş yavaş sizden bağımsız hareket etmeye de hazırlandığı anlamına geliyor. Bebeğimize bağımsızlığını kazandırmamız çok ama çok önemlidir.  Sıkça bahsediyoruz ama aramıza yeni katılanlar için bir kez daha tekrarlamak istiyoruz: Yapılan araştırmalar yetişkinlerde başarının anahtarının en önemli unsurlarından birinin özgüven olduğunu göstermektedir. Daniel Goleman, bu konu üzerine gerçekleştirdiği araştırma sonuçlarını topladığı Emotional Intellience (Duygusal Zeka) kitabında hangi meslekten, yaştan veya cinsiyetten olursa olsun başarının altında birçok faktör yattığını ve bilginin katkısının sadece %3 ile %7 dolaylarında olduğunu belirtmektedir. Goleman, en büyük katkının ise %85 oranında insan ilişkilerini yönetmekten, yani duygusal zeka, onun temelinde yatan sağlıklı özgüvenden kaynaklandığını ifade eder. Özgüvenli bireyler yetiştirmek istiyorsak çocukların bağımsızlıklarını tanımalı (sınırlı bir özgürlük içerisinde -tüm bunları daha sonra açacağız-), onlara öncelikle biz güvenmeli ve bunu hissettirmeliyiz. Bir çocuk ancak deneyimledikçe daha iyi ve daha doğru yapmayı öğrenebilir. Sürekli olarak onlar yapabilecekken çocukların yerine konuşuyor, istediklerini onlar adına yapıyor, yemeklerini biz yediriyor, ayakkabılarını biz bağlıyor, hırkalarını biz giydiriyor, ödevlerini biz yapıyorsak belki o an mutlu olmalarını sağlıyor olabiliriz. Ancak gelecekleri için çok hatalı bir tutum takınarak ilerideki mutluluklarını ellerinden alıyoruz demektir. Son dönemde sıkça duyduğumuz helikopter anneler olmaktan uzak durmayı, çocukların kendi işlerini yapmaları ve sorumluluk almaları için altyapıyı hazırlamayı öneriyoruz. Www.kidokit.com internet sitemizde ebeveynliğe dair pek çok konuda bilgilendirici uzman yazıları bulabilirsiniz.

Montessori felsefesi

Bir çocuk en büyük hazzı belli denemeler sonucunda bir işi kendi başına tamamladığında hissedecektir. En önemli öğretiyi kendi deneyimleri sonucu öğrenir. Her çocuk özeldir ve her birinin tekrar ihtiyacı farklılık gösterir. Biz onlara bu tekrarı yapacak yeterli zaman ve fırsat tanımazsak gelişimlerini olumsuz etkilemiş oluruz. Montessori felsefesinin mottosu “Bana kendi başıma yapmayı öğret”tir. Yüzyıl kadar önce geliştirilmiş olmasına rağmen Montessori uygulamalarının bugün tüm dünyada bu denli yaygın olmasının sebebi üzerinde kurgulandığı temel ihtiyaçların halen aynı olmasıdır. Düşünün bir kere. Amerika ve İngiltere bugün dünyadaki en güçlü ülkeler arasında yer alıyor. Başkanları muhtemelen sizin bizim sahip olduğumuzun katlarca fazlası kaynağa, danışmana ve varlığa sahipler. Örneğin ABD eski Başkanı Bill Clinton ve bugün İngiliz Kraliyet Ailesi’nden Prens William çocukları için Montessori eğitimini seçiyorlar. Bunun sebebini araştırdığınızda geçen yüzyılın başlarında geliştirilmiş Montessori eğitim felsefesinin bugün yeni yapılan birçok araştırma sonuçlarını içinde barındırdığını görmekteyiz. Günümüzde farklı konularda ön plana çıkan çocuk bakımı kitaplarında vurgulanan birçok yaklaşım bu felsefede yıllardır temsil edilmekte. Bu yüzden Kidokit materyallerini hazırlarken Montessori felsefesinden çok büyük oranda faydalandık. Kidokit uygulamamızda Dr. Maria Montessori’nin birçok alıntısına yer verdik. (“Montessori metodu“nun ne olduğuna ilişkin detaylı yazımızı ve daha bir çok uzman yazısını web-sitemizde bulabilirsiniz. Bu diğer yaklaşımları beğenmememizden kaynaklanmıyor. Her bir yaklaşımın rasyonel bir dayanağı ve çocuk gelişimine farklı yönden olumlu katkıları olduğunu görüyor ve takdir ediyoruz. Uygulamamız boyunca da sizi mümkün olduğunca farklı sistem ve yöntemlerle tanıştıracağız ki size en yakın olanı seçebilesiniz.

Bana kendi başıma yapmayı öğret

Dr. Maria Montessori’nin mottosunun “Bana kendi başıma yapmayı öğret” olması bağımsızlığa ve özgürlüğe büyük önem vermesinden kaynaklanıyor. Bebeklerimiz daha önce de aktardığımız gibi 100 milyar nöronla doğuyorlar ve nöronların her birisi potansiyel özellikleriyle beraber geliyorlar. Önemli olan çevrenin bu potansiyelleri ortaya çıkarabilecek uyarıcılarla donatılmış olması. Örneğin; her insan dört ya da beş dil konuşabilme potansiyeliyle doğuyor. Ancak bu dilleri konuşmamız ancak çevremizde de bu dillerin konuşulması ve bizim de bir yolla bu dilleri duyarak algılamamız ve daha sonra öğrenmemiz ile olabiliyor. Bu uyaranlara maruz kalmazsak normal olarak bu dilleri öğrenemiyoruz. Dolayısıyla farklı alanlardaki potansiyellerimize ulaşabilmemiz için o alana yönelik uyaranların çevremizde bulunması büyük önem arz ediyor.

Uyaranlar nelerdir?

Sizinle yazışmalarımız ya da uygulamamız içinde bol bol uyaranların öneminden bahsediyoruz. Peki nedir uyaranlar? Uyaranlardan kasıt tüm duyularımızla hissedebileceğimiz her şeydir. Duyduğumuz bir dil, dokunduğumuz bir yüzey, gördüğümüz bir şey, kokladığımız bir koku, bir işi yapmak için bizi teşvik eden herhangi bir şey, bir işi yaparken birden fazla fonksiyonu bir arada kullanma ihtiyacını uyaran materyaller vb.’leri aldığımız farklı uyarılardır. Çevremizdeki insanlar, eşyalar, hava, ortam, kıyafetlerimiz vb. tüm değişkenler bizim ne kadar sağlıklı ya da sağlıksız uyaran ile karşılaşacağımızın (ya da en başta herhangi bir uyaran ile karşılaşıp karşılaşmayacağımızın) belirleyicileridir.

Kurucu ortaklarımızdan AMI diplomalı Montessori eğitimcisi ve Özel Mutlu Panda Montessori Anaokulu’nun kurucusu olan Funda Güngör Akpınar’a göre Montessori felsefesi çerçevesinde çocuklarımızın potansiyellerinin açığa çıkabilmesi için aşağıdakilere ihtiyacımız vardır:

1- Hazır çevre

2- Sınırlı özgürlük

3- Özgür olmak için bağımsızlık

Hazır çevreden daha önce çok kereler bahsetmiştik. Ancak aramıza yeni katıldıysanız içerisinde çocuğunuzu geliştirecek oda tasarımlarına da değindiğimiz Hazır çevre ve bebek odası düzenlemeleri isimli yazımızı okuyabilirsiniz. Sınırlı özgürlükten kastettiğimiz, çocuklarımız için güvenli ve yaşlarına uygun olarak limitlerin belirlenmesidir. Bu çerçevede kendi seçimlerini yapabilmeleri ve kendi kararlarını verebilmeleri için onları cesaretlendirecek, özgür hareket edebilecekleri bir ortamda yetişmelerini sağlamaktır. Bu konulardaki farklı uzmanların yazılarını www.kidokit.com sitemizde okuyabilirsiniz.

Bağımsızlığa gelince…

Doğal gelişim çocuğun hazır olduğu dönemlerde bağımsızlık seviyelerini kazanmak olarak tanımlanabilir. Bağımsızlık, ihtiyacı olan şeyi yapmak için başkasının yardımına ihtiyaç duymamaktır. Bu sayede insanın gerçek tabiatı sınırlarını keşfetmesine imkan verecek şekilde açığa çıkabilir. Yetişkin olarak bizlerin görevi çocuklarımızın bağımsız olması için vasıtalar sağlamak, bağımsızlığını destekleyecek faaliyetler sunmaktır. Eğer bir yetişkin çocuğun yapması gerekenleri kendisi yaparsa, çocuklarımız bağımsız olamaz. Montessori felsefesinin yaratıcısı Dr. Maria Montessori şöyle der: “Büyümekte olan herhangi bir organizmaya yapılacak gereksiz bir yardım gelişimini saptıracaktır. Çocuk, yeni şeyler tecrübe ettikçe, daha fazla tekrar ettikçe ve görevlerinin üstesinden geldikçe daha bağımsız olacaktır.”

Çocuklarımıza bağımsızlıklarını kazandırabilmek, onlar için yapabileceğimiz en güzel şeylerden biridir. Bağımsız olan çocuklar bir şeyleri kendi başlarına yapabilmenin hazzını hisseder ve kendi ayakları üzerinde durabilmenin güvenini yaşarlar. Güzel bir gelecek için yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımıza kazandırdığımız özgüven, başarının anahtarıdır.

Bağımsızlık hem fizikseldir, hem duygusaldır hem de psikolojiktir.

Bağımsızlık özgürlük, disiplin ve sorumlulukla ilgilidir. Bir çocuk ancak özgür olduğunda bağımsız olabilir ve ancak bağımsızsa özgürdür. Çocuk çevresini ne kadar güvenle keşfedebilirse, gelişimle ilgili aşamaların üstesinden o kadar iyi bir şekilde gelebilir ve bağımsızlık anlayışını genişletmeye destek verecek yeni becerileri oluşturabilir.

İnsanlarda bağımsız olma güdüsü o kadar güçlüdür ki bunu hiçbir şey durduramaz. Ebeveynlerin çocuğun bağımsızlığına engel oluşturmaları, çocuğun gelişim döngüsünden sapmaya başlamasına yol açar.

Çocuklara bağımsızlık vermek onları bolluk içinde yaşatmak demek değildir. Çocuğa güvenmek demektir. Kendisine güvenildiğini hisseden çocuk ebeveynini daha çok sevecektir. Çocuğun sıra dışı düşünme becerileri kazanması için bağımsız olması gerekir.

Bağımsızlığı elde etmek için bireyin aşağıdakileri yapması gerekmektedir:

– Kendi potansiyelini gerçekleştirmeye yönelik çalışmak

– Kendi yetenek ve sınırlamalarını gerçekçi bir biçimde algılayabilmek

– Ait olduğu topluluk içinde tamamen serbest olmak

– Ait olduğu topluluğun diğer üyeleriyle işbirliği içinde olabilmek ve aynı amacı izlemek için haklarına saygı göstermektir.

Elinizdeki minicik bebeğe bakarak bu konular için henüz biraz erken değil mi diye düşünebilirsiniz. Ancak gereksiz müdahalelerden kaçınmak, çocuğumuzu henüz hazır olmadığı davranışlar için zorlamamayı öğrenmek daha bebeklik döneminden itibaren geçerli olan prensiplerdir. Böyle yapar, bebeklerimize ve çocuklarımıza kendi bağımsızlıklarını kazanabilecekleri güvenli ve gelişimlerini destekleyecek ortamları sunarsak bilinçli ebeveynler olarak en önemli misyonumuzu da yerine getirmiş oluruz. 0-6 yaş bebeklerimizin ve çocuklarımızın ileride olacakları yetişkinin temellerini attıkları dönemdir.

Güzel bir gün; dileklerinizi özgürce gerçekleştirebileceğiniz bir hafta diliyoruz.

 

Çocuk Gelişim Uzmanınız Kidokit

İlginizi çekebilecek diğer İçerikler

Kaşık kukla yapımı

Evde kaşık kukla yapabilmek için videomuzu izleyebilir, yaptığınız kaşık kuklalar ile çocuğunuzun sosyo-duygusal ve ince motor gelişimine katkıda bulunabilirsiniz.

Hamilelikte cinsellik

Önemli Noktalar • İnsanda açlık, susuzluk, korunma gibi içgüdülerin yanında amacı insan neslini devam ettirmek olan cinsellik içgüdüsü vardır. • İlk üç aylık hamilelik döneminde

Uyku düzeni

Önemli Noktalar Yeterli uyku, büyüme hormonlarının etkin çalışmasını sağlar. Yeterli uyku ile birlikte bebeğimiz dinlenir, vücudunun kendini yenilemesine olanak verir, hafızası güçlenir, konsantre olması kolaylaşır.

36. Hafta gelişim

Merhaba! Kidokit ekibi olarak güzel bir hafta da yine sizlerle birlikteyiz. Bebeğiniz artık basit taklitleri çok daha iyi yapabiliyor. Bebeğinizle “baş baş”, “tel sarar” gibi

2-3 yaş çocuklarınıza yemek pişirirken…

Önemli Noktalar 2-3 yaş arası çocuğunuzun beslenmesiyle ilgili dikkat etmeniz gerekenlerden bir kaçı; yemekler pişirilirken kavurma ve kızartma tercih edilmemeli, ilk tercihiniz öncelikle buharda pişirme

48. Hafta gelişim

Merhaba! Kidokit’le haftalık buluşmamıza hoş geldiniz. Bu doğum gününden muhtemelen bebeğiniz fazla bir şey anlamayacak ama eminiz siz ve aileniz için önemli bir gün olacak!

40. Hafta Hamilelik

Evet, işte sihirli rakam: 40. Bu haftanın sonunda doğum yapmış olma olasılığınız yüksek. Belki de biraz daha bekleyeceksiniz. Panik olmayın. Olağan doktor kontrollerinize gitmeye devam edin.