Kidokit Logo

Gebelik şekeri nedir?

Gebelik Şekeri

Önemli Noktalar

Daha önceden diyabeti olmayan bir gebede ikinci trimester ve sonrasındaki bir zamanda diyabet ortaya çıkmasına gestasyonel diyabet (gebelik şekeri) adını veririz.

Gebelikte fetusun gelişmesini sağlamaya yönelik olarak glikoz metabolizmasında önemli değişiklikler meydana gelir.

Plasentadan salgılanan HPL (Human placental lactogen) adlı hormon gebelikte fetusa yeterince glikoz gitmesini sağlamak amacıyla insülinin kan şekerini düşürücü etkisini frenler.

Böylece gebelikte doğal bir hiperglisemi (şeker seviyesinde yükselme) eğilimi ortaya çıkar. Bu eğilim bazen patolojik boyutlara ulaşır.

Özellikle HPL’nin en etkili olduğu 24. gebelik haftasından itibaren anne adayı diyabetik hale geldiği olur.

Gestasyonel diyabet kimlerde görülür?

Gebelik şekeri tüm anne adaylarının yaklaşık %5’inde ortaya çıkar. Gebelikle beraber görülen şeker hastalıklarının %90’ı gestasyonel diyabet özelliklerini taşır.

Gestasyonel diyabet gelişme riskinin yüksek olduğu anne adayları
  • Daha önce ölü doğum yapmış, anomalili bebek doğurmuş, iri bebek (4000 gram>) doğurmuş; fazla sayıda düşük yapmış olan;
  • daha önceki gebeliğinde gestasyonel diyabet geçirmiş olan;
  • gebelik öncesi kilosu normalden fazla olan;
  • yaşı ileri olan (35 yaş ve üzeri);
  • birinci derece akrabalarından birinde diyabet olan;
  • tekrarlayan idrar yolu/mantar enfeksiyonu olan anne adaylarında mevcut gebelikte gestasyonel diyabet gelişme riski artar.
  • Mevcut gebeliğinde bebeği gebelik haftasına göre daha iri olan;
  • gebelik esnasında fazla kilo almış olan;
  • nedeni açıklanamayan polihidramniyos (amniyos sıvısının artması) saptanan;
  • bebeği beklenmedik bir şekilde ölen;
  • idrarda glikoz çıkışı saptanan veya diyabet belirtileri gösteren (çok yemek yeme ve su içme, bol idrar yapma gibi) gebelerde de gestasyonel diyabet mevcut olur veya gebeliğin kalan kısmında gelişir.
Gestasyonel diyabet tanısı nasıl konur?
Gebelikte şeker hastalığı tarama testi (PPG):

Gebelik şekeri tanısı konan anne adaylarının yarısında yukarıda bahsedilen risk faktörlerinden hiç biri bulunmaz. Bu nedenle şikayeti olmasa bile anne adayları 24.-28. gebelik haftalarında, diyabet gelişme riskinin en yüksek olduğu dönemde şeker hastalığı tarama testine tabi tutulurlar.

Postprandial glikoz (gıda alımı sonrası glikoz) testinde gıda alımından bağımsız olarak herhangi bir zamanda suda çözünmüş 50 gram saf glikoz içilmesinden bir saat sonra tokluk kan şekeri ölçülür. Bu testte bozukluk çıkması mutlaka diyabet olduğunu göstermez.

50-gram testi yüksek çıkan anne adaylarına 100-gramla Oral glikoz tolerans testi uygulanarak kesin tanı konur. PPG’de bozukluk çıkan anne adaylarının ancak %15’lik kısmında gestasyonel diyabet saptanır.

Gebelikte şeker hastalığı tanı testi (Şeker yükleme testi) (OGTT)

12 saatlik bir açlık süresi sonunda açlık kan şekeri ve suda çözünmüş 100 gram glikozun içilmesinden bir, iki ve üç saat sonra damardan kan alınarak tokluk kan şekeri ölçümü yaparlar. Bu dört ölçümden iki veya daha fazlasının yüksek çıkması durumunda gestasyonel diyabet tanısı kesinleşir.

Ölçümlerden yalnızca biri patolojik çıkan anne adayları yakın takibe alırlar. Bu anne adaylarında belli bir süre sonra OGTT’yi tekrarlarlar.

Gestasyonel diyabet gelişme riski yüksek olan anne adaylarında tanı için şeker tarama testi/(PPG) yapmazlar. Direkt olarak şeker yükleme testi/(OGTT) yaparlar. Test normal çıksa bile 32.-34. gebelik haftaları arasında tekrarlanır.

Gebelik şekerinin yarattığı tehlikeler nelerdir?

Gestasyonel diyabet tanısı konduktan sonra tedaviyi ya diyetle ya da insülini kullanarak yaparlar. Tablet şeklindeki şeker düşürücü ilaçlar gebelikte bu amaçla kullanmazlar.

Anne adayları genellikle insülin tedavisinden korkarlar ve bebeklerinde de şeker hastalığı ortaya çıkacağı endişesi taşırlar. Kan şekerlerini normale döndürerek bebekte gebelik döneminde veya doğum sonrası ilk günlerde ortaya çıkması muhtemel durumların önüne geçilmesi açısından insülin tedavisi oldukça başarılıdır. Bu nedenle insülin tedavisi önerilen anne adaylarının bu tedaviyi korkmadan kabul etmeleri ve uygulamaları önemlidir.

Kontrol altına alınmamış gebelik şekerinde anne adayı için var olan tehlikeler

Gestasyonel diyabette Tip I diyabetin aksine ketoasidoz (“şeker koması”) daha az görülür.

Gestasyonel diyabet uygun şekilde kontrol altına alınmazsa piyelonefrit/(böbrek enfeksiyonu) gibi ciddi enfeksiyonların ortaya çıkma olasılığı artar. Dirençli vajinal kandidiyazis (mantar) gelişir.

Gestasyonel diyabette özellikle diyetle kontrol altına alınan tipinde preeklampsi/(gebelik zehirlenmesi) gelişme riski normal gebeliklerle eşittir.

Kontrol altına alınmamış gebelik şekerinde bebek için varolan tehlikeler:

Gestasyonel diyabet bebekte organ gelişimi tamamlandıktan sonra ortaya çıkan bir durum olduğundan bu anne adaylarının bebeklerinde anomali ortaya çıkma riski normal gebeliklerle eşittir.

Kan şekerinin yüksek seyretmesi gebeliğin tüm dönemlerinde bebeğin anne karnında aniden ölme riskini artırır. Bu risk özellikle kan şekeri kontrolü ve tedavisini aksatan anne adaylarında daha yüksektir.

Kan şekeri yüksekliği kontrol altına alınamayan gestasyonel diyabet bebeğin normalden iri olmasına, amniyos sıvısının artmasına neden olur.

Gestasyonel diyabetlilerin, özellikle de kan şekeri kontrol altına alınan anne adaylarının bebeklerinin akciğer olgunlaşmasının normal anne adaylarına göre daha geç olduğuna dair bilimsel bir veri yoktur.

Kontrol edilmemiş gestasyonel diyabeti olan anne adaylarının bebeklerinde antenatal dönemde fetal distres 8bebekte oksijen azlığı.) gelişme riski normal gebeliklere göre çok daha fazladır.

Kontrol altına alınmamış gestasyonel diyabette doğum eylemi esnasında bebek açısından bazı problemler ortaya çıkar. Bu anne adaylarının bebeklerinde antenatal dönemde (doğum öncesi) ve intrapartum dönemde (doğum eylemi esnasında) fetal distres 8bebekte oksijensizlik belirtileri daha sık gelişir.

Kontrol altına alınmamış gebelik şekeri bebeğin irileşmesine neden olur. 

İri bebeğin doğumunda doğum eyleminin yavaş seyretmesi/durması yanında vajinadan çıkım esnasında omuz takılması problemi oluşur.

Bebek doğduktan sonra da özellikle doğum eyleminin hemen öncesinde ya da doğum eylemi esnasında kan şekeri yüksek seyreden annelerin bebeklerinde başta hipoglisemi (kan şekeri düşmesi), hipokalsemi (kalsiyum düşüklüğü) ve hiperbilirubinemi (bilirubin yüksekliği) olmak üzere yenidoğan problemleri ortaya çıkar.

Tüm bu sayılanlar gestasyonel diyabet tanısı konduktan sonra diyet ya da gerektiği durumlarda insülin kullanılarak kan şekerinin etkili bir şekilde kontrol altına alındığı durumlarda daha az sıklıkla ortaya çıkar.

Bu nedenle gestasyonel diyabeti olan anne adaylarını tanı konduktan sonra tüm gebelikte sıkı takipte tutarlar. Hatta normal gebelikten daha fazla sayıda kontrole çağırırlar ve daha fazla sayıda tetkik yaparlar.

 

Gebelik şekeri olan anne adaylarında yaklaşım
Diyabetli anne adayının gebelik muayeneleri

Diyabet tanısı konan anne adayının takibi normalden farklıdır. Tanı konduktan hemen sonra veya önceden diyabetli olduğu bilinen bir anne adayında genel gebelik muayeneleri yapıldıktan sonra tüm vücut sistemlerini ayrıntılı olarak gözden geçirirler. Bu anne adayları daha sık aralıklarla antenatal kontrollere çağırırlar ve bu antenatal kontrollerin her birinde kan şekeri ölçümleri değerlendirilerek diyetin ve insülin tedavisinin etkinliğini gözden geçirirler. Gerekli durumlarda tek başına diyet tedavisinden vazgeçilerek diyet+insülin tedavisine geçerler. İnsülin tedavisi yetersiz geldiği görülen anne adaylarının insülin dozlarını tekrar ayarlarlar. Belli bir gebelik haftasından sonra fetal iyilik hali testlerine (NST) başlarlar.

Gestasyonel diyabeti olan anne adayı gebelik boyunca kan şekerini evinde düzenli olarak kontrol etmeli, verdikleri diyete ve alıyorsa insülin tedavisine uymalı ve doktorunun çağırdığı aralıklarla kontrole gelmelidir. Kontrollerde insülin dozlarının tekrar ayarlanması, ya da diyetin tekrar ayarlanması veya yalnızca diyet alanlarda diyete ek olarak insülin tedavisine geçilmesi gerekir.

Kontroller esnasında ultrason incelemesiyle bebekte irileşme, polihidramniyos (amniyos sıvısı artışı) aranır.

Belli bir gebelik haftasından sonra (genellikle 28. hafta) fetusun iyilik hali NST gibi testlerle haftada bir vebazen belli bir gebelik haftasından sonra daha sık araştırırlar.

Anne adayının bebek hareketlerine duyarlı olması gerekir. Her bebeğin kendine özgü hareket etme alışkanlığı vardır. Anne adayı bebeğinin az oynamaya başladığını fark ettiğinde bu durumu doktoruna haber vermelidir.

Gestasyonel diyabeti olan ve insülin kullanan anne adayı belli bir gebelik haftasından sonra (genellikle 38. hafta) hastaneye yatırarak izlerler. Bu aşamada fetal iyilik hali testleri sıklaştırırlar, kan şekerini düzenli olarak kontrol etmeye devam ederler ve gerekirse tekrar insülin doz ayarlaması yaparlar. Gebeliğin sonuna doğru doğum şekli hakkında karar verirler.

Doğumun zamanı ve şekli konusunda karar verilmesi

İri bebek veya başka nedenle sezeryan gerekli değilse gestasyonel diyabetli anne adayı normal doğum yapar.

Normal doğum yapmasına izin verilen anne adayları doğum eylemi esnasında CTG ile sürekli bebek kalp atışları monitorizasyonuna tabi tutulurlar ve en ufak bir olumsuzluk bulgusunda doğum sezeryanla gerçekleşir.

Diyabetik anne adayının doğum yapacağı hastanenin yenidoğan ünitesinin diyabetik anne çocuğu bakımı konusunda tecrübesi olmalıdır.

İnsülin kullanan gestasyonel diyabetli annelerde doğumun hemen sonrasında insülin ihtiyacı azaldığından insülin dozları tekrar ayarlanır.

Gebeliklerinde gestasyonel diyabet tanısı konmuş annelere lohusalık bitiminde 75 gram glikozla OGTT (şeker yükleme testi) uygularlar. Bu test normal çıksa da annenin sonraki gebeliklerinde ya da hayatının ileriki dönemlerinde şeker hastalığına yakalanma riskinin diğer insanlara göre daha fazla olduğunu bilmesi gerekir.

 

—- bu aşamadan sonraki bilgiler şeker hastalığıyla ilgili genel bilgilerdir. Ve gebeliğe şeker hastalığı ile başlamış olan anne adayları için gerekli bilgilerdir. ——

Diabetes mellitus (Şeker hastalığı) hakkında genel bilgiler

Diabetes Mellitus latince’de “ballı idrar” anlamına gelen bir kelimedir. Şeker hastalığının ilk zamanlarında muhtemelen hastanın idrarının tadına bakılarak tanı konmaktaydı. Kan şekeri çok yüksek olduğunda idrara geçen glikozun idrara şeker tadı verdiğinin keşfedilmesi nedeniyle hastalığa bu isimi vermiş olurlar.

Kan şekeri normalde yaklaşık olarak 100-mililitre kanda 100 gram bulunacak şekilde sabit sınırlar içerisinde tutarlar. Yemek sonrası besinlerden kana geçen glikoz (şekerin en ufak yapıtaşı) pankreas organından insülin salgılanmasını uyarır. Salgılanan insülin vücudun tüm hücrelerinin bu glikozdan faydalanmasında aracı görevi görür.

Böylece yemek sonrası oluşan kan şekeri yükselmesi glikozun hücrelerin içine girmesiyle normal sınırlarına geri döner. İnsülin kanda glikoz yükselmesine bağlı olarak salgılandığından kan şekeri normale döndüğünde salgı durur. Ve böylece kan şekeri seviyesinin aşırı düşmesini engellemiş olurlar.

Herhangi bir nedenle (uzun süren açlık gibi) kan şekeri seviyesi düşerse bu sefer glukagon adlı bir hormon salgılarlar.

 Bu hormonsa karaciğer depolarından kana şeker sağlanması yönünde çalışarak seviyeyi normale döndürmeye çalışır.

Diabetes Mellitus vücudun çeşitli nedenlerle kan şekeri seviyesini ayarlamada başarısız olduğu bir hastalıktır. Bunun sonucunda kan şekeri toklukta aşırı yüksek olduğu gibi açlıkta da yüksek seyreder. Kan şekeri seviyesinin yüksek seyretmesi ve yüksekliğin uzun yıllar devam etmesi kan damarları üzerinde birçok yoldan olumsuz etki yaratır. Damarlardaki bozukluk başta göz, böbrek ve kalp olmak üzere tüm organlarda hastalık süresi ile direkt ilişkili olarak çeşitli bozukluklar meydana getirir.

Eğer herhangi bir nedenle pankreastan salgılanan insülin yetersiz olursa Tip-I diyabet ortaya çıkar. Veya insülin yeterli olmasına rağmen hücreler glikozu kullanamamaktaysa Tip-II diyabet ortaya çıkar. Her iki durumda da ortak bulgu kan şekerinin yüksek seyretmesidir. Ve bu durumun hastalığın süresiyle direkt ilişki içinde tüm organlara zarar vermesidir.

Cushing sendromu, akromegali, hiperprolaktinemi gibi hormonal hastalıklarda, başka bir nedenle yüksek doz kortizon tedavisi görenlerde ve diğer birçok ağır hastalığın seyri esnasında da kan şekeri kontrolden çıkar.

 Bu durumlarda hastalığın tedavi edilmesi veya kortizon tedavisinin bitmesi durumunda kan şekeri genellikle kısa zamanda normale döner. Bu bahsedilen diyabete ikincil diyabet (başka bir nedene bağlı ortaya çıkan şeker hastalığı) deriz.

Hangi nedenle ortaya çıkarsa çıksın şeker hastalığı çok yemek-yeme, çok su içme, fazla idrar yapma şeklinde belirti verir. Genç yaşlarda Tip-I diyabetin ilk belirtisi kanda aşırı şeker yükselmesiyle ortaya çıkan ketoasidoz/(şeker koması) olur. Bazen ilk belirtiler vücudun çeşitli yerlerinde yaralar çıkması, sürekli vajinal mantar/tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olur. Nadir durumlarda ilk belirtiler bozulan organların yaptığı belirtiler (böbrek yetmezliği gibi) olur.

Şeker hastalığının tanısında değişmez bulgu açlık kan şekerinin en az iki ölçümde normalden yüksek çıkmasıdır. 

Bu durumda diyabet aşikardır. Latent (gizli) diyabet ise OGTT adı verilen şeker yükleme testleriyle ortaya çıkar.

Tip-I diyabet genellikle erken yaşlarda belirti veren ve tedavisinde insülin kullanılması gereken bir hastalıktır. Bu yüzden tıp literatüründe “insüline bağımlı diyabet” veya kısaca IDDM/(Insulin dependent diabetes mellitus) olarak anarız. Tip II diyabet ise genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar. Bu hastalıktaysa kan şekerinin hücreler tarafından kullanımındaki bozukluğu gidermeye yönelik olarak tablet şeklindeki çeşitli ilaçlardan veya ileri aşamalarda insülinden faydalanırız.

Şeker hastalığı bazen ilk kez gebelikte ortaya çıkar. Buna da gestasyonel (gebeliğe bağlı) diabetes mellitus deriz.

Daha öncesinden şeker hastalığı olan ve bu nedenle insülin kullanan gebeler ve mevcut gebeliği esnasında şeker hastalığı tanısı konan gebelerde anne adayı ve özellikle de bebek açısından tehlikeli durumlar ortaya çıkar.

GEBELİKTEN ÖNCE VAR OLAN DİYABET VE GEBELİK

Tanım: Gebeliği öncesinde diyabet tanısı konmuş ve tedavisi süren gebelerde Tip-I veya Tip-II diyabet görülebilir. Ancak gebelerin büyük kısmının genç yaşta olmaları nedeniyle gebelikte Tip I diyabet daha sık görülür.

Diyabetli gebelerin tümüne yakını gebelik öncesinde tanısı konmuş hastalardır. Nadir durumlarda tesadüfi olarak Tip I diyabet ilk bulgularını gebeliğin ilk yarısında olur.

Gebelikten önce var olan diyabetin tehlikeleri nelerdir?

Gebelik öncesinde olan diyabet anne ve bebek için tehlikeli durumların oluşmasına yol açan bir hastalıktır. Bu yüzden gebelikten önce olan diyabet her zaman ciddiye alınması, ihmal edilmemesi gereken bir durumdur.

Gebelikten önce var olan diyabette anne adayı için var olan tehlikeler

Vücudun normal bir kan şekeri seviyesini sürdürmek için gerekli insülin ihtiyacı gebelikle birlikte artar. (özellikle 3. trimesterde insülin ihtiyacı %100’e kadar arttığı olur). Diyabetli gebelerde bu ihtiyacı karşılamadığımız da kan şekeri çok yüksek olur. Ve ketoasidoz dediğimiz verilen ve komaya kadar varan ciddi durum ortaya çıkar (“şeker koması”).

Kontrolsüz diyabeti olan gebelerde pyelonefrit (böbrek enfeksiyonu) gibi ciddi enfeksiyonların olasılığı artar. Dirençli vajinal kandidiyazis (mantar) olur.

Diyabeti olan gebelerde hipotiroidi (tiroid bezinin yetersiz çalışması) sık rastlanan bir durumdur.

Özellikle uzun zamandan beri şeker hastası olan ve damarsal hastalık veya böbrek hastalığı gelişmiş olan gebelerde preeklampsi ortaya çıkma olasılığı belirgin bir şekilde yükselir.

Gebelikten önce var olan diyabette bebek için var olan tehlikeler

Gebeliğin erken döneminde, bebeğin organlarının oluştuğu aşamada kan şekerinin yüksek seyretmesi bebekte ciddi bazı anomalilere neden olur. Özellikle kan şekeri kontrol edilmemiş şekilde gebeliğe başlayanlarda anomalili çocuk doğurma riski 3-4 kat artar.

Diyabeti gebeliğin erken dönemlerinde kontrolsüz kalan gebelerde spontan abortus (düşük) yapma riski de yükselmiştir.

Diyabeti olan gebelerin bebeklerinde başta kalp olmak üzere, santral sinir sistemi, iskelet sistemi, genitoüriner sistem (genital organlar ve idrar yolları) ve sindirim sisteminde çeşitli anomaliler meydana gelir. Bunların bir kısmı ve özellikle kalpte oluşanlar normal ultrason incelemesinde görülmediği olur.

Kan şekerinin yüksek seyretmesi gebeliğin tüm dönemlerinde bebeğin anne karnında aniden ölme riskini artırır.

Kontrol edilmemiş diyabet bebeğin normalden iri olmasına, amnios sıvısının artmasına neden olur.

Kontrol edilmemiş diyabeti olan anne adaylarının bebeklerinde akciğer olgunlaşması diğer bebeklere göre daha geç olur.

Preeklampsi gelişen gebelerin bebeklerinde intrauterin gelişme geriliği (IUGG) ortaya çıktığı olur.

Kontrol edilmemiş diyabeti olan anne adaylarının bebeklerinde antenatal dönemde fetal distres gelişme riski normal-gebeliklerden fazladır.

Doğum eylemi esnasında da bebek açısından bazı problemler ortaya çıkar:

Kontrolsüz diyabeti olan gebelerin bebeklerinde antenatal dönemde (doğum öncesi) olduğu gibi intrapartum dönemde de (doğum eylemi esnasında) fetal distres daha sık gelişir.

İri bebeğin doğumu esnasında doğumun yavaş seyretmesi/durması yanında çıkım esnasında omuz takılması problemi ortaya çıkar.

Bebek doğduktan sonra da başta hipoglisemi (kan şekeri düşmesi), hipokalsemi (kalsiyum düşüklüğü) ve hiperbilirubinemi (bilirubin yüksekliği) olmak üzere ciddi yenidoğan problemleri ortaya çıktığı olur.

Tüm bu sayılanlar gebelik öncesi dönemden başlamak üzere gebeliğin seyri esnasında ve doğum eylemi esnasında kan şekerinin normal sınırlar içinde (60-120 arası) tutulmasıyla büyük oranda başarılı bir şekilde önleriz.

Diyabeti olan anne adayını gebe kalmayı planladığı dönemden gebe kalana kadar, gebelik boyunca takipte tutarız. Normal gebelikten daha fazla sayıda kontrole çağırırız ve daha fazla sayıda tetkik yaparız. HBA1C (geçmişe dönük şeker ortalaması) belli bir seviyenin altına düşmeden anne adayının hamile kalması önermeyiz.

Gebelikten önce var olan diyabet durumunda yaklaşım

Genel yaklaşım:

Diyabet tanısı konan gebelerin takibi normalden farklıdır. Tanı konduktan hemen sonra ya da önceden diyabetli olduğu bilinen bir gebede genel gebelik muayeneleri yapıldıktan sonra tüm vücut sistemleri ayrıntılı olarak gözden geçirirler. Göz dibi muayenesi ve nörolojik muayene yaparlar. Bu gebeler daha sık aralıklarla antenatal kontrollere çağırırlar ve bu antenatal kontrollerin her birinde kan şekeri değerlendirerek insülin tedavisinin etkinliği gözden geçirirler ve gerekirse insülin dozunu tekrar ayarlarlar. Belli bir gebelik haftasından sonra fetal iyilik hali testlerine başlarlar.

Diyabetli anne adaylarında anomali gelişiminin önlenmesi:

Diyabeti olan anne adaylarında anomalili bebek doğurma riskini azaltmak mümkündür. Bunun için anne adayının gebe kaldığı günden birinci trimesterine kadar kan şekerinin normal seyretmesini sağlarlar. Kan şekerini kontrol etmenin en ideal yolu gebe kalmadan önce kan şekerini kontrol altına almaktır. Hatta bunu sürdürmektir.

Kan şekerinin son zamanlarda nasıl seyrettiğini ortaya çıkarmak mümkündür. Bu amaçla gebeliğin mümkün olan en erken döneminde kanda glikozillenmiş hemoglobin değeri/(HbA1C) veya fruktozamin saptanır. Bu iki inceleme aylar öncesine ait kan şekeri yüksekliklerini yansıtır. Değerin yüksek çıkması uzun zamandan beri kan şekerinin yüksek seyrettiğini gösterir. Ancak bu değerin yüksek olması kesin bir tahliye nedeni değildir. Bu durumda bebekte anomali çıkmış riski yüksek olduğundan bebekte daha ayrıntılı inceleme yöntemleriyle anomalini araştırırlar.

Diyabetli anne adaylarında bebekte anomali aranması:

Tüm diyabetik anne adaylarında özellikle glikozillenmiş hemoglobin değeri yüksek bulunan anne adaylarında bebek ayrıntılı anomali testlerine tabi tutulur. Normal seyreden gebeliklerde tek başına yeterli olan üçlü test incelemesine ek olarak bu gebelerde 18. gebelik haftasında II. düzey ultrason (daha ayrıntılı ultrason incelemesi) ve 20. gebelik haftasında fetal ekokardiografi yaparlar.

Üçlü test 16. gebelik haftasında uygularlar. Özellikle Down sendromu (“mongol çocuk”), nöral tüp defekti (anensefali, spina bifida gibi durumlar) riskini belirler.

  1. düzey ultrason ise normal ultrasondan daha iyi çözünürlüğe sahip olan ve deneyimli kişilerce uygulandığında bebeğin “tepeden tırnağa” ayrıntılı bir şekilde incelenmesine olanak veren bir ultrasondur.

Fetal ekokardiografi de yine ultrason prensibiyle çalışan ve deneyimli kişilerce uygulanan bir testtir. Bunda da kalp ve ana damarların anomali açısından ayrıntılı olarak tararlar.

Bu testlerden birinde bir anormallik bulunması durumunda amniosentez ya da kordosentez gerekir.

Diyabetli anne adayının ve bebeğinin antenatal değerlendirilmesi:

Diyabetli gebe tüm gebeliği boyunca kan şekerini evinde düzenli olarak kontrol etmeli, diyetine uymalıdır. Ve insülin tedavisini sıkı bir şekilde uygulamalıdır. Doktorunun çağırdığı aralıklarla kontrole gelmesi çok önemlidir. Kontrollerde insülin dozlarının tekrar ayarlanması gerekir. Gözler ve böbrekler başta olmak üzere tüm organlar belli aralıklarla gözden geçirirler.

Kontroller esnasında bebekte irileşme, polihidramnios (amnios sıvısı artışı), gelişme geriliği gibi durumları ararlar. Preeklampsi belirtilerini ararlar ve preeklampsi gelişmesi durumunda gerekli önlemleri alırlar.

Belli bir gebelik haftasından sonra (genellikle 32. hafta) fetusun iyilik hali NST ve BFP gibi testlerle haftada bir ve belli bir gebelik haftasından sonra haftada iki kez araştırırlar.

Uzun zaman kontrolsüz kalan veya preeklampsi gelişen gebelerde bu testlere 28.gebelik haftasında başlanır.

Anne adayının bebek hareketlerine duyarlı olması gerekir. Her bebeğin kendine özgü hareket etme alışkanlığı vardır. Anne adayı bebeğinin az oynamaya başladığını fark ettiğinde bu durumu hemen doktoruna haber vermelidir.

Diyabetli anne adayı belli bir gebelik haftasından sonra (genellikle 36. haftada) hastaneye yatırılarak izlenir. Bu aşamada fetal iyilik hali testleri sıklaştırılır, kan şekerleri düzenli olarak kontrol edilmeye devam edilir. Ve gerekirse tekrar doz ayarlaması yapılır. Polihidramnios, iribebek, İUGG ya da preeklampsi gelişen gebeler tanı konduğu andan itibaren hastaneye yatırılarak izlenirler.

Gebeliğin sonuna doğru doğum şekli hakkında karar verilir.

Doğumun zamanı ve şekli konusunda karar verilmesi:

Fetal distres dışındaki bir nedenle 39. haftadan önce doğumun gerçekleştirilmesi gerekirse amniosentez ile elde edilen amnios sıvısında akciğer olgunlaşma testleri yapılır ve sonuca ve gebenin durumuna göre doğum gerçekleştirilir ya da bir süre daha beklerler.

  1. bazen de 40. gebelik haftasını dolduran gebede doğum eylemi henüz başlamamışsa doğumu gerçekleştirme girişimleri başlatılır.

İri bebek veya başka nedenle sezeryan gerekli değilse diyabetik anne adayı da normal doğum yapar.

Normal doğum yapmasına izin verilen gebeler doğum eylemi esnasında CTG ile sürekli monitorizasyona tabi tutulurlar. Ve en ufak bir fetal distres bulgusunda doğum sezeryan ile gerçekleştirirler.

Diyabetik anne adayının doğum yapacağı hastanenin yenidoğan ünitesinin diyabetik anne çocuğu bakımı konusunda tecrübesi olmalıdır.

Doğumun hemen sonrasında insülin ihtiyacı azaldığından annenin insülin dozları tekrar ayarlanır.

Hamilelik dönemi, doğum ve doğum sonrası ile ilgili ayrıntılı bilgiler içeren bu bölümümüz Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmaktadır.

Çocuk Gelişim Uzmanınız Kidokit

İlginizi çekebilecek diğer İçerikler

Mi Casa Montessori Anaokulu

Mi Casa Montessori Anaokulu

Özel Minik Canlı Sardunya Montessori Anaokulu Association Montessori Internationale (AMI) ve North American Montessori Center montessori eğitim programlarını tamamlayan kurucularımız, okulumuzu, Türkiye’de Montessori felsefesini global

Bebek Arabası

Bebek arabası seçerken ipuçları

Önemli Noktalar Bebek arabası, bebeğimiz ile gezilerimizi, alışverişlerimizi ve sorumluluklarımızı daha konforlu, rahat ve güvenli bir şekilde yapabilmemiz için gereklidir. Bebeğimizin ay/yaş aralığı, açılıp kapatma

Yemek Yiyen Bebek

Ek besinlere geçiş

Önemli Noktalar Anne sütü ile beslenen bebeklere 6. ayda ek besinlere başlanır. Anne sütünün tadı annenin yediklerine göre değişir. Bu nedenle anne sütü ile beslenen

Zeka ve çocuk

İnsan beyni nasıl çalışır?

Önemli Noktalar İnsan beyni eşsizdir ve doğum öncesi dönemde, beynin gelişimi ve büyümesi vücudun geri kalanıyla karşılaştırıldığında muazzamdır. Sinir hücreleri, düşünce, duygu, davranış, hareket ve

El kuklası yapımı

Eski çoraplarınızı değerlendirmek ve çocuğunuzun hayal gücünü geliştirmek için harika bir el kuklası kendiniz tasarlayabilirsiniz.

dil ve duyu gelişimi

Dil ve duyu gelişimini desteklemek 

Bebeğinizin algısı ve duyuları her geçen gün kuvvetlenmektedir. Giderek nesnelerin sadece görünüşü ile değil dokusu ve tadı ile de ilgilenmektedir. Nesnelerin şekil değiştirebildiğini ve soğuk

Kidokit Logo

Uygulamamızla Tanıştınız mı?

Kidokit Logo

Uygulamamızla Tanıştınız mı?

QR Kodu Taratın.
Uygulamayı Hemen İndirin!